BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA ÜRETKENDİR, PAYLAŞILMAYAN BİLGİ BATAKLIKTAKİ HAZİNE GİBİDİR.
Siteme Hoş Geldiniz Adil DURUSU
   
  SİTEME HOŞ GELDİNİZ Adil DURUSU
  Su - Hasta Değil susuzsunuz
 

Su – Hasta Değil Susuzsunuz – Dr.F.Batmanghelidj’ dan özet

Eser Adı ve Yazarı…………: SU – HASTA DEĞİL SUSUZSUNUZ – Dr.F.Batmanghelidj
Yayıncı, yeri ve tarihi………: Klan – İstanbul, Şubat.2007
Eserin esas sayfa sayısı…….: 220

Sunuş yazısından özet……..: Bu kitap sağlık sorunları ve doğal yöntemlerle tedavilerinden söz etmektedir. Bu bilgiler için Londra St. Mary Üniversite Hastanesi Tıp Fakültesindeki tıp öğrenimimden sonra yirmi iki yıldan fazla araştırma yaptım. Birçok ciddi hastalığın nedeni olan kronik gizli dehidrasyon (susuzluğun) fizyolojik ve metabolik etkisinden söz edeceğim.

Bu basit sunun, dünyada bilim ve mantığa dayalı tıbba geçiş için bir rehber olacaktır. Bu kitap, toplumun ivedi çözüm isteyen sorunları için yazılmıştır. Özellikle 15 milyon astımlı çocuğun yaşamları için basit ve ucuz yöntemini öğrenmesi önemlidir.

Bu kitap yeni bilgiler olup fizyoloji bilimine yeni bir bakış açısı getirmektedir. Sözü edilen fizyoloji, ilaç üreticilerinin kullandıkları bilim değil, vücuttaki canlı dokularla organların doğal çalışmalarını tanımlayan bilim dalıdır.

Özetleme hakkında açıklama: Suyun önemine duyarlı olan ve olmayanlarca kitabın tanınması, arzu edenlerin kitabı alarak veya araştırmacıya teşekkür ederek bu konudaki araştırmaları gönüllerince desteklemelerine vesile olması düşünülmüş, okumaya sınırları olanlar için özü korunarak hazırlanan özet sunulmaktadır. Bilinçli Yaşam için daha genişlemeye de vesile olması dileği ve saygı ile ( )İçindekiler özetleyene ait açıklamalardır.

1.BÖLÜM

Çağdaş Tıp Nerede Hata Yaptı?

1-Sh.7:Ağız kuruluğunun susuzluk belirtisi olduğu ilk 1764’te Alman Albretcht von Haller ortaya çıkarmış, İngiliz hekim Walter Bradford Cannon 1918’de bunu desteklemiştir. 1867 de Fransız Moritz Schiff susuzluğun genel bir doyum ve açlıktan farklı duygu değildir” demiştir.

Haller ile Cannnon’ın yanıldığı bugün bilinmekte, ama tıbbın altyapımsı onların görüşleri oluşturduğu için alışkanlıkları günümüze kadar kuşaktan kuşağa geçmiştir.

Ağız kuruluğu güvenilir bir belirti değildir. İnsan vücudu farklı bir mantıkla çalışır: Bütün vücut susuz olsa bile, besinleri çiğneyip yutmak ve bu fonksiyonu kolaylaştırmak için bol miktarda tükürük salgılar. Su yetersizliği yalnızca kuru bir ağızla belirtilemeyecek kadar önemlidir. İnsan vücudu susuzluğu çeşitli yollardan gösterir.

Vücut ağız kuruluğu olmadan da gizli bir dehidrasyona girebilir. Dehidrasyon ciddi belirtilerle kendini gösterebilir ve yaşamı tehdit edebilecek sağlık sorunlarına yol açabilir.

Çağdaş tıp, belli bölgelerde sınırlanmış içsel susuzluğun belirtilerini yanlış yorumlamış ve bunları çeşitli hastalıklara bağlamıştır. Bunun sonucunda hastalara, dehidrasyonndan çok “hastalık” tedavi etmek amacıyla zehirli ilaçlar verilmiştir.

2-Sh.08:Temel tıp biliminde yapılan ikinci hata, suyun çeşitli öğeleri eriterek dolaşım sistemine karışmasını sağlayan basit bir madde olduğu görüşüdür. Su, basit ve etkisiz bir madde değildir. Vücutta başlıca iki işlevi vardır. Birincisi yaşamı destekleyici görevidir. Daha önemli olan ikincisi ise yaşam veren özelliğidir.

Çağdaş tıp, suyu yalnızca yaşamı destekleyen özelliği ile tanır. Gizli kronik susuzluğun yaşamı tehdit eden bir sorun olmasının nedeni budur. Sağlığınızı korumak ve yaşamınızı kurtarmak için suyun vücuttaki işlevlerini öğrenip benimsemeniz gerekir.

3-Sh.9:Üçüncü yanılsama, insan vücudunun su alımını yaşamı boyunca dengeli bir biçimde düzenleyebildiğidir. Zamanla, susuzluk duygumuzu yitirir ve yeterince su içmemeye başlar, yaşamsal bir eriğe benzeyen hücreleri, “kuru eriğe” dönüşür ve yaşamlarını sürdüremezler.

Dehidrasyonun geri dönüşü olmayan aşamasına gelmemek için, bu sürecin başlangıcını ve belirtilerini bilmemiz gerekir.

4-Sh.9:Çağdaş tıbbın dördüncü büyük hatası, vücudun sıvı gereksiniminin herhangi bir içecekle karşılanabileceği inancıdır. Bu günümüzün büyük sorunlarından biridir. Sıklıkla tüketilen hazır içeceklerin hepsi vücutta doğal su gibi işlev görmez. Bazı bitkilerin kafein ya da kokain üretmelerinin nedenini öğrendiğimizde, bunun nedenini de anlayacaksınız.

Bu kitaptaki ilgiler, dünyanın sağlık konusundaki en büyük buluşlarından biriyle ilgilidir, çünkü tıp tarihinin önemli bir yanılsamasını açığa çıkarmaktadır; ağız kuruluğu vücudun susuzluğunun tek belirtisidir. Yeni anlayış, insan vücudundaki gizli kronik dehidrasyonun tıp dünyasında bilinen hastalıkların çeşitliliğiyle kendini gösterdiğini kabul etmektedir.

İnsanların yaşamlarını ve kaynaklarını feda ederek ilaç endüstrisinin gelişimi için zemin hazırladık ve “hasta tedavisi” sistemini oluşturduk. Bu sistem, ancak insanların sürekli hastalandıkları bir ortamda ayakta kalabilir. Şu anda yaşadığımız dünya da böyle bir ortamdır.

Ne yazık ki, Amerika’da birçok sağlık sorununun kaynağı olan dehidrasyon hakkındaki tıbbi yayınların büyük kısmı, ticari kuruluşların yönlendirdiği kurumları tarafından kamuoyuna iletilmemektedir.

Sh.11:Bu güne kadar sağlık sorunları için hep ilaç kullandık. Ama bu sorunları azaltmayı başaramadık. Her gün listeye bir yenisini ekledik ve onlar için daha çok ilaç ürettik. Sonu olmayan çağdaş tıp adına bize çok pahalıya malalan bir kaos yarattık.

İvedi çözüm isteyen önemli sorunlarla karşı karşıya kaldık Albert Einstein şöyle demişti: “ Önemli sorunlarımızı, onları yarattığımız kolaylıkta çözemeyiz” Sağlık sorunlarımızı çözmek için tıp biliminde yeni yaklaşımlara gereksinimim duyduğumuz açıktır.

İnsanlarca yaratılan ve ilaç endüstrisi tarafından korunan sağlık sorunları ancak fizyoloji bilimiyle çözülebilir. Dehidrasyon moleküler fizyolojisi anlaşılırsa, geleceğin klinik tıbbı yeniden yapılandırılabilir. Bu, tıp’da değerler dizisi değişikliğine neden olacaktır.

Fizyoloji dalının ışığı altında vücudun doğal iyileşme gücünü artırırsak, sağlık sorunlarımız için ilaç, kullanmak zorunda kalmayız. Tıp, giderek yaygınlaşan uzun süreli ve pahalı tedavi yöntemlerini bırakıp hastalıklardan korunma yöntemleri üzerinde odaklanmalıdır.

Sh.12: Sir Alexsander Fleming penisilin için Nobel ödülü almıştır. Fleming 1950’lerde, benim de öğrencisi olduğum, Londra Ünivers. Hastanesi, St. Mary Tıp Fakültesi’ne bağlı Enstitüsü’nde çalışan İskoç bilim adamıydı. Tıp öğrencileri çoğunda kâşif isteği vardı. Ben de onlardandım. Çocukluğumdan tıp eğitimi görmek ve hastaların yaşamını kurtaran biri olmak istemişimdir.

Sh.13: Bakteriyoloji araştırmaları yapanlar için, insan vücudunda bakteriyi önleyecek bir
madde bulmak kaçınılmaz duruma gelmişti. Penisilinin keşfi için “gereksinim” ana
fikir ve “hedef” insanlara uygulanacak bir madde olarak geliştirilmesini sağlamıştı.

2.BÖLÜM:

Sh.21:Çay, kahve ya da hazır içeceklerin, özellikle günlük sorunlarında stres altında yaşayan insanların vücutlarında suyun yerini tutabileceğini düşünmek hatadır. Bu içeceklerin içinde su vardır, ama birçoğu kafein gibi su tutan maddeler de içerir. Bu maddeler yalnızca içinde çözündükleri vücut tarafından kullanılmasına engel olur ve vücut depolarından da su alırlar.

Kahve, çay, hatta bira içeceğinizde, vücudunuz içtiğiniz sıvı miktarından daha fazla su kaybeder. Bunları içtikten sonra idrar miktarınızı ölçerseniz, içilen sıvıdan fazla olduğunu görürsünüz. Ayrıca, sıcak içeceklerden sonra içeriden ısınan vücut kendini soğutmak için terleme yoluyla derideki gözeneklerden de su kaybeder.

Sh.24:Okullar kolalı içeceklerin çocuklar için zararlı olduğunu kabul etmeye ve paralı makineleri atmaya başladı. Makineler önce Kaliforniya’da, sonra diğer eyaletlerde de yasaklandı. Bazı araştırmalar kolalı içecekleri bırakıp su içmeye başlayan öğrencilerin okuldaki başarılarının önemli ölçüde arttığını göstermiştir.

Sh.26:Araştırmacı tıp öğrencileriyle hekimlere, böbreğin su düzeyici mekanizmalarını öğreten başka saygın fizyoloji Prof. gördüm. Ancak “hidroliz”in ne olduğunu sorduğumda aklı başına geldi ve suyun vücudun bütün fizyolojik işlevlerinde metabolizmada önemli rol oynayan bir besin öğesi olduğunu itiraf etti.

27:Philippa M.Wiggin; pozitif yüklü iyon çalışmasını kontrol eden mekanizmaların suyun enerji dönüştürücü özelliğine gereksinim duyduğunu; Vücut sıvıları susuzluk hissedene kadar yoğunlaştığı için dehidrasyona giren hücrelerde suyun enerji üreten özellikleri kaybolur. Bu nedenle dehidrasyona karşı tedbir almak onu tedavi etmekten daha önemlidir.

Sh.30:Aşırı histamin düzeyi ve vücudun susuzluk kontrol mekanizmalarının çalıştırdığı, ikinci mekanizmalar yaratır. Astım, alerji, mide ekşimesi, kolit ağrısı, romatizmal eklem ağrısı, bel ağrısı, migren, fibromiyolojik ağrı, hatta göğüs ağrısı bile susuzluktan kaynaklanır.

Susuzluk kontrol mekanizmalarının bir parçası olarak kan basıncını artırırlar. Dehidrasyona girmiş bir vücutta su hücre dışına çekilirken, onu yaşamsal hücrelere taşıma görevlerini yerine getirmek için daha büyük bir akıtma basıncına gereksinim duyarlar.

Amerika’daki 60 milyon hipertansiyon, 110 milyon kronik ağrı, 15 milyon diyabet, 17 milyon astım, elli milyon alerji ve yaklaşık 100 milyon şişmanlık vakasının bu hastalar Dr.Valtin’in dediklerini yaptıkları için sorun olarak karşımıza çıktığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Hepsi susamayı bekledi. Bu insanlar doğal bir antistamin olan suyun etkili bir diüretik olduğunu bilselerdi, sağlık sorunları nedeniyle böyle acı çekmezlerdi.

3.BÖLÜM

Sh. 34: HER GÜN SUYA GEREKSİNİM NEDENLERİ,

1-Hiçbir şey susuz yaşayamaz.
2-Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra tehlikeli olur.
3-Su temel enerji kaynağıdır, vücudun “nakit akımıdır”
4-Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.
5-Her yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.
6-DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur,
böylece üretilen normal DNA sayısı azalır.
7-Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi
ciddi hastalık de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı çıkabilir.
8-Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük
parçalara ayırır, sindirimlerde ve son metabolik aşamasında görev yapar.
9-Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır.
Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.
10-Su, besinlerdeki gerekli öğelerin emilimini artırır.
11-Bütün öğelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.
12-Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin verimini artırır.
13-Hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.
14-Vücudun zehirli atıklarını toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.
15-Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun
önlenmesine yardımcı olur.
16-Omurgadaki diskleri ”şeker emici su yastıkları” na dönüşür.
17-Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.
18-Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur. 19-Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.
20-Vücudun soğutma (terleme) sistemleri için vazgeçilmezdir.
21-Düşünme başta, bütün beyin fonksiyonları için güç ve elektriksel enerji verir.
22-Seratonin ve diğer nörötransmitterlerin(sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.
23-Melatonin dahil, beyinde üretilen tüm hormonları yapımı için gereklidir.
24-Çocuk ve yetişkinlerde dikkat yetersizliğine çözüm getirebilir.
25-Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.
26-Diğer bütün içeceklerden kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.
27-Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.
28-Uykuyu düzenler.
29-Yorgunluğun giderilmesine yardımcı ve gençliğin enerjisini verir.
30-Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.
31-Gözlere parlaklık ve canlılık verir. 32-Glokomdan korunmamıza yardım eder.
33-Kemik iliğinde kan sistemlerini düzenler, lenfomanın önlenmesine yardımcı olur.
34-Enfeksiyon ve bozulan hücrelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için gereklidir.
35-Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.
36-Kadında, adet öncesi ağrıyı ve ateş basmasını hafifletir.
37-Kalp atışıyla kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katıların dibe çökmesini önler.
38-Vücutta dehidrasyonda kullanılabilecek su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca
düzenli su içmemiz gerekir 39-Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur,
bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca denenlerindendir.
40-Su içildiğinde susuzluk ve açlık hissinin ayırt edebilirsiniz.
41-Kilo vermenin en uygunu su içmektir. Düzenli aralıklarla su içenler rejim yapmadan
zayıflayabilir. Acıktığınızda aşırı yenmemeli, ama susadığınızda su içmelisiniz.
42-Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli
çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.
43-Gebelikte sabah bulantılarını azaltır.
44-Zihin-vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.
45-Bellek kaybının önlenmesinde yardımcı olur. Alzheimer, multıpl skleroz, Parkinson ve
Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.
46-Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.

Sh.37: SUYUN VÜCUTTAKİ İŞLEVLERİNDEN BAZILARI;

1-Vücuttaki boşlukları dolduran temel öğedir.
2-Kak hücreleri için taşıma aracıdır.
3-Oksijen de dahil olmak, içinde çözünen öğeler için bir çözücüdür.
4-Hücre katı parçalarını bağlayan yapıştırıcıdır. Zarda buza benzeyen yapıştırıcı özellik
kazanır. Öğeleri bir arada tutar ve çevresinde bir zar ya da koruyucu bir engel olur.
5-Beyin ve sinir iletim sistemleri, sodyum ve potasyum sinir boyu zardan içeriye ve dışarı
hızlı geçişle çalışır. Başka bir ögeye bağlanmadan serbest dolaşan su, zardan geçip öğeleri
harekete geçiren pompaları çalıştırır.
6-Pompaların bir kısmı voltaj üretenlerdir. Bu nedenle sinir iletiminin çalışması, sinir
dokusunda bir yere bağlanmadan serbest dolaşan suyun varlığına bağlıdır. Hücre içine
geçmek zorunda olan su, hidroelektrik santral elektrik üretim tribünleri çalıştıran su gibi,
poptasyumu hücre içine ve sodyumu hücre dışına iten mekanizmalar için enerji üretir.

Bugüne kadar hücrenin gereksinimi kimyasal tepkimeler için “yanarak su veren” adonezin trifosfatin (ATP) tüm enerjisini besinlerden geldiği düşünülmekteydi. Bu nedenle su vücutta enerji üreten sistemler için bir enerji kaynağı olarak ele alınmamıştır.
7-Su vücutta enerjinin dengesinin başlıca düzenleyicisidir
8-İnsan da dahil, bütün canlı suyun enerji üretiminin yardımıyla yaşamını sürdürebilir.
9-Hücrede üretilen enerji, çevredeki proteinleri düzenler ve kimyasal tepkimeler için hazırlar.
*Yeterli su alındığında, kanın su içeriği %94’e varır.
*Hücrede serbest bulunan ve hareket edebilen su (içtiğimiz) hidroelektrik enerji üretebilir.
*Yeterli su içilmediğinde dehidrasyona giren insan hücreleri hazır enerjiden yoksun kalır.
*Vücudun besini kullanabilmesi için önce suyun hidrolize olması gerekir. Bu nedenle katı
Besinler yemeden önce vücuda yeterli su vermek zorunludur.

4.BÖLÜM

CENİNDE VE BEBEKTE SU DENGESİ

Sh.47:Bebek uykuda soluk verirken, akciğerlerdeki kendi vücut ağırlığına oranla fazla su kaybeder. Bebeğin içtiği süt, çoğu zaman yalnız sütün sindirimine yetecek kadar su içerir, üzerine akciğerlerden su kaybederse, susuz kalır ve vücuttaki fizyolojik değişiklikler susuzluk kontrol mekanizmasını çalıştırır.
Bunun sonucu, bir büyüme hormonu olan ve vücudunda bol miktardaki histamin salgısı artar. Histamin aynı zamanda broşçukları daraltan bir salgıdır. Belli bir süt karışımının tüketilmesi, elverişsiz bir ortam ve bebeğin kendi vücudunu soğutma yeteneğinin olmaması, metabolik dengesini bozup broşçukların daralmasına ve uykuda hayati tehlikesine neden olabilir.

Özellikle 2-6 ay dönemi bebeklerin diyetlerine suyun eklenmesi gerektiğine inanıyorum. Fazla su içemezler, ama sütle birlikte ya da sonra bir miktar su almaları gerekir. Bu uygulama, onlarda bebeklikten başlayarak ilerideki yıllarda da sürecek ve tek sorun susuzlukken aşırı yemek yemelerine engel olacak güçlü bir susuzluk duygusu oluşturabilir.

Sh.49- YETİŞKİNLERDE SU DENGESİ

Büyüme gerçekleştikten ve vücut fiziksel gelişme aşamasını tamamladıktan sonra, büyüme hormonu vücudun su alımı üzerindeki baskın etkisini kaybeder. Bu aşamada vücudun su dengesi beyinde histaminin kimyasal haberci olarak görev aldığı merkezlerde sağlanır. Bu dönemde susuzluk duygusu yeterli su alımını düzenlemede yetersiz kalmaya başlar.

50:Vücut su gereksinimini susuzluk duygusuyla belirttiğinde, bu onun iki ya da üç bardak suya gereksinim duyduğunu gösterir. Ama biz genellikle bir bardak içer ve vücudun gereksiniminin iki bardak azını alırız. Bu açık zamanla daha da artar.

Sh.50-SUSUZLUK DUYGUSUNUN AZALMASI:

Vücudun zorluklara dayanma gücü vardır. Yetersiz besin tüketimiyle geçici su yetersizliğine uyum sağlayabilir ve biz bunları alana kadar temel işlevi sürdürebilir. Bu süreç içinde her iki duygu da beyinde enerji düzeyinin düşmesiyle birlikte ortaya çıktığı ve benzeri belirtilerle kendini gösterdiği için, susuzluk duygusu açlıkla karıştırılabilir.

Gençlerde ve yaşlılarda şişmanlığın gelişmesinin başlıca nedenlerinden biri budur. Onlar susuzluklarını yemek yiyerek gidermeye çalışırlar. Her iki çağrıya da (susuzluk ve açlık) açmış gibi yanıt verirler Sisteme yüklenen katı besinle birlikte susuzluk duygusu güçleninceye kadar yer, ancak ondan sonra biraz su içerler.

Bu şekilde giderilen susuzluk vücudun beklenmedik gereksinimlerini karşılamaz, yalnızca geçici süre su yetersizliğine uyum sağlamasına yardım eder. Böylece vücudun susuzluğu giderek ciddiyetini arttıran kronik soruna dönüşür ve yeni uyum eşikleri gelişir. Bu zamanla o kadar ilerler ki, düzenli su alımını sağlayan susuzluk duygusu unutulur.

51:Sonuç vücut yaşamını sürekli yetmezlik sınırında sürdürmeye başlar. Yeterli su almaya başlanırsa, aktif histamin merkezleri zamanla vücudun su düzenleyicisi olarak çalışmayı bırakır. Histamin rolüyle vücutta suyun azalması ve gereksinim duyulan enerji dönüşüm işlevi sona erer.
Vücut hücreleri süngere benzer, suyu yavaş emerler. İlk birkaç bardaktan sonra vücudumuzun ideal su dengesine kavuşacağını sanmayın. Aldığınız su hemen hücrelere gitmez. Yeterli ve düzenli bir su alımının sonucunda, hücrelerin su gereksinimlerinin tam olarak karşılanması birkaç gün sürer.
53:Hücre içi sıvı yavaş kaybolduğu için geçişme dengesine döner ve bu ters denge, zamanla hücrelerin su emmelerini ve tutmalarını zorlaştırır.

5.BÖLÜM

Sh:53-KRONİK DEHİDRASYON NEDİR

1.Genel Algılayıcı “Duyular” Yorgunluk, yüz kızarması, sinirlilik, endişe, keyifsizlik, depresyon, uykusuzluk, baş ağrısı, karşı koyulmaz tutkularla kalabalık ve evden çıkma korkusunu bu duyguların arasında sayabiliriz.

2.Susuzluk Göstergeleri;
1.Astım 2.Alerji 3.Hipertansiyon 4.Kabızlık 5.Tıp 2 diyabet 6.Bağışıklık hastalıkları

3.Bölgesel Dehidrasyonun Daha Ciddi Belirtileri;
1.Mide ekşimesi 2.Mide ağrısı 3.Göğüs ağrısı 4.Bel ağrısı 5.Ankiloz dahil romatoid
6.Migren 7.Kolit ağrısı 8.Fibromiyaljik ağrı 9.Bulimia 10.Gebelik sabah bulantısı

6.BÖLÜM

Sh.59:YENİ TANINAN SUSUZLUK ALGILAMASI

1.Nedensiz yorgunluk. 2.Yüz kızarması. 3.Sinirlilik ve nedensiz öfke; Öfke yalnızca duyulduğu anda değil, uzun vadede beyin enerjisini tüketen süreçtir. 4.Endişe. 5. 6.Depresyon: Eskiden, tıpta bugün unutulan bir deyiş vardı: “Hekimin görevi, doğa hastayı (Yukarıdaki “Hasta değil Susuzsunuz önermesini hatırlıyoruz) iyileştirirken onu eğlendirmektir. Hekimlerin hastalarına sevgi gösterebilmeleri gerekir.

7.Baş ağrısı: Beyne giden kan, beyin hücrelerini sulandırmaya yetmezse, bu, başlamak üzere olan bir migren krizinin habercisi olabilir. 8.Özellikle yaşlılarda uykusuzluk: Vücut su ve biraz da tuz alırsa, kısa sürede huzurlu uykuya yatar. 9.Öfke ve ani tepkiler. 10.Nedensiz sabırsızlık. 11. Dikkat süresinin aşırı kısalması: Gazlı içecekleri çok tüketen çocuklarda dehidrasyona bağlı dikkat eksikliği görülür.

12.Akciğer hastalığı ya da iltihabı olmayan sağlıklı bir insanda solunum yetmezliği.
13.Kahve, çay, kolalı ya da alkollü içeceklere aşırı bu düşkünlük, vücudun su gereksinimini onu daha çok susuz bırakacak bu içeceklere bağlayan koşullu reflekstir. 14.Okyanus, ırmak ya da suyla ilgili başka şeyler düşünmek.

7.BÖLÜM

Sh.65: TEMEL SUSUZLUK SORUN VE KAYNAK KOTROL MEKANİZMALARI

Vücudun bölgesel veya genel su yetersizliğiyle birlikte kimyasal değişikliklere bağlı olarak bozulma başlangıcı belirtileri:
1.Astım, 2.Alerji, 3.Hipertansiyon, 4.Kabızlık, 5.Tıp 2 diabet, 6.Bağışıklık sistem hastalıkları.
Bağışıklık sistem bozukluklarını düzeltmek kolay değildir. Bu hastalıkların tedavisi için, vücudun asit-alkalin dengesinin, amino asit kaybıyla çinko ve magnezyum gibi çeşitli minerallerin yetersiz emilimi veya kaybı öneminin ve zorunlu vitaminlerle yağ asitlerine duyulan gereksinimin bilinmesi gerekir.

Sh.66- ASTIM VE ALLERJİLER

Astım Nedir? Vücudun hiçbir uyarı almadan bir anda boğulacak noktaya gelene kadar soluksuz Kılmaları’na denir.
Bazı sağlık sorunlarını çözebilmek için diğer içecekler yerine su içmek yeterlidir.

Dehidrasyon durumunda histamin üretimiyle aktivite artar ve bu vücutta harekete geçen su dağılım programının susama göstergelerini çalıştırır. Akciğerlerde artan serbest histamin, bronşçukları kasarak daraltır. Dehidrasyon bu dokulardaki kullanılabilir su miktarını azaltır ve hava akımını azaltacak kadar büyük hasara yol açar.
Astımlılarda akciğerlerdeki hava akımının kesilmesinin nedeni budur. Hava akımını yavaşlatan öğe, hava keseciklerine bağlı bronşçuklarda daralmaya yol açan histamindir.
Astım ve alerji rahatsızlıklarında aşırı histamin aktivitesi sorun yaratır. Bu rahatsızlıklarda su tüketiminin dengeli ve dikkatli artırılması gerekir. Astım nöbetlerini ya da alerjik tepkileri önlemenin yolu uzun süre vücuda yeterince su vermektir. Yeterli su alımı aşırı histamin üretimini azaltır.
Bir ya da iki bardak su, adrenalin salgılayan sempatik sinir sistemini en az 90 dakika uyarır ve gereksiz histamin azalır. Aşırı histamin panzehiri olan adrenalini artırmanın bir başka yolu egzersizdir.
Sh.68-ALLERJİLER VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

Vücuda su verilirse, histamin bulunmaması gereken bölgelerde kaybolur.

Bağışıklık Sisteminin Çalışmasının Durdurulması

Kemik iliğinde bağışıklık sisteminin çalışmasını durduran ve histamine duyarlı olan beyaz hücreler vardır…Gücü dehidrasyon nedeniyle azalan antikor üretimiyle polen ve diğer antijenler gibi yabancı maddelerle başa çıkamayacak kadar azalır…Antikorlar polenleri etkisiz hale getiremediği için gözün hassas zarı konjuktuviteyi polenlerden gözyaşı bezlerinin temizlemesi gerekir.
Bu nedenle histamin, gözlerle burun boşluğunu örten hassas zarların üzerine salgılanan su miktarını artırmak zorunda kalır.

Daha fazla su içerek astımla alerji önlenebilir. ..Kronik dehidrasyonun başlıca astım ve alerji nedeni olduğundan kuşkum yok…Kalp ve böbrek işlevleri normal olanlar her öğünden yarım saat önce 2 ve yemekten 2,5 saat sonra bir bardak su içmelidir. Su alımını artırdığınızda, artan idrar üretiminin neden olduğu tuz kaybını önlemek için tuz tüketimini de artırmak gerekir. (Tuz hakkında13.Bölümde bilgi veriliyor)

Sh.72:… Bir çok iyileşme örneklerinden birinin anlatımı;;
Hayati tehlikedeki hastalığımla ilgili;1994’te alternatif tedaviye başlayan homeopati hekimim, su tüketimini artırmayı önerdi. O dönemde günde 95 ünite ensülin alıyordum…

Tedavinin ortasında homeopati doktorum doğal bir temizlik tedavisine başladı. 1996 Martı’nda bir galyum taraması daha yaptırdım ve hastalık eğilimini gösteren işaret görülmedi.

Doktorlar yanlışlık olduğunu düşünüyorlardı, ama ben ve homeopati doktorum iyileştiğimi biliyorduk. Su tüketimini artırmak, kafeini azaltmak, beslenme alışkanlıklarımı değiştirmek, doğal ilaçlar ve inanç beni yaşama döndürmüştü. Sevgilerime, Andrew J.Baurman

80:…Musluk suyu kurşun, cıva, bakteri, böcek ilacı ya da başka tehlikeli kimyasallar içermiyorsa rahatlıkla içebilirsiniz….Su klor kokuyorsa,ü kapaksız bir sürahiye doldurup bekleyin. Klor yarım saatten kısa sürede uçup gidecek ve suyunuz içime hazır olacaktır.

Kramp halinde, aldığınız tuzun vücudunuzun gereksinimlerini karşılamadığını gösterebilir.
… Astımlılara nöbet geçirmek üzere iken 2-3 bardak su içip dil üzerine bir cimdik tuz öneriyorum… Beyin hemen bronşçuklara gevşeme komutu verir ve solunum rahatlar.
Bu yalnızca suyla alındığında gerçekleşir. Aşırı tuz ve yetersiz su ters tepki yapabilir.

83-…Kan basıncının normalin üzerine çıkmasının; bilimsel görüşüme göre, en yaygın nedeni, zaman içinde gelişen dehidrasyondur. Vücutta su yetersiz olduğunda, bazı dokularda eriğe benzeyen hücreler “kuru eriğe” dönüşürken, kaybın %66 onları hücre içi sıvısından, %26 hücre dışı sıvıdan ve %8 dolaşımdaki kan hücrelerinden olur.

Dolaşım sistemi hacmini küçülterek bu %8 kayba kendini uydurur….Bu daralma atardamarlarda ölçülebilir derecede basınç artışına yol açar ve buna hipertansiyon denir.
Fazla alınan tuz dokularda fazladan su tutar. Bu su tutucu mekanizmayı durduracak tek şey, yeterli suyla birlikte hücre içi ve dışı sıvılarını dengeleyecek tuz tüketmektir.

Alınan tuz, hücre içine verilen suyu tutacak yaşamsal mineralleri, içeren deniz tuzu olmalıdır. Bilimsel yayınlarda çıkan son makaleler tuzun hipertansiyonu tetiklediğini iddia eden görüşü sorgulanmaktadır… Potasyum, magnezyum ve kalsiyum hücre içinde su hacmini dengeleyen yaşamsal minerallerdir.

Esansiyel hipertansiyondan kurtulmak için her gün idrarınızın rengini açacak miktarda su almanız gerekir. Diyetinizde 4.4 gram’ ını tuz, yaklaşık 1 mg kalsiyum, 400-800 mg magnezyum (bu miktar genelde önerilen değerden çok yükseltir, ama bir çok insanda giderilmesi gereken magnezyum yetersizliği vardır) ve 2.000-4.000 potasyum olması gerekir.

Potasyum almak için; kuru üzüm, patates, avokado, fasulye, bezelye, domates, karnabahar, muz, ekmek, portakal, greyfurt, kuru kaysı, süt, yumurta ve peynirde potasyum vardır…

Kalsiyum için; peynir, susam, tofu, pekmez, mercimek ve fasulye çeşitleri, incir, badem, yeşil filizler, su teresi, maydanoz, sade yoğurt, karides, brokoli, süt, peynir ve zeytin yemelisiniz.
İyot vücut sıvısı düzenlenmesinde önemli rolü oynar. İyot yetersizliği sorunları; Sabit şişlik, cilt kuruluğu, saç dökülmesi, bellek yitimi, yorgunluk, uyuklama ve kas dokusu kaybıdır.

95-…Diyabetin, su yetersizliğinin beyinde Seratonin tarafından düzenlenen sistem başta olmak üzere, sinir sistemlerini etkilemesi sonucunda ortaya çıktığı düşünülmektedir. Su yetersiz olduğunda enerji gereksinimini sağlamak ve hacmini korumak için glikoz eşiğini otomatik olarak sabitler.

Enerji değeri yüksek olduğu için daha fazla glikoza gereksinim duyar ve onu suya dönüştürmek ister. Beyin, stres altında baş gösteren beklenmedik durumlarda gereksinim yaklaşık %85’ını şeker karşılar.

Su dağıtım sisteminde histaminle birlikte çalışan öğelerden Prostagladin-E kimyasalı pankreasta ensülin salgılayan hücrelerin çalışmasını durdurarak ensülin üretimini engeller. Yeterince insülin salgılamazsa, vücudun önemli hücreleri bazı amino asitlerle şekeri yeterli miktarda alamaz. Potasyum hücre dışında kalınca ona bağlı su da hücre içine giremez.

Hiçbir şey gereksinimini su gibi karşılayamaz. Diğer içeceklerde de su olduğu doğrudur, ama suyun işlevini yapamazlar. Taze meyve sularındaki vitaminler vücut için gereklidir. Ancak bunların fazla tüketilmesi (özellikle portakal ve greyfurt ) zararlı olabilir. Önce bağırsaklarda, sonra vücutta asit miktarını artırabilirler.

Yüksek potasyum içerikleri histamin aktivitesinin önemli ölçüde hızlanmasına neden olabilir. Bu, vücudun aşırı stres altına sokar ve su dağıtım sistemleri çalışmayabilir.

102:…Vücudun susuzluğu arttıkça kalın bağırsaktaki atığın içindeki suyun geri emilim süresi uzar ve bağırsak yavaşlar. Kabızlığın tek doğal çözümü su tüketimini artırmak ve diyete su tutan lifler ilave etmektir. Uzun süren dehidrasyon sonucu kabızlıkta kalın bağırsak ve rektum hastalığı başlar. Bu aradaki ağrılar apandisit ile de karıştırılabilir.

104:…Dehidrasyonda ve yetersiz idrar üretimi nedeniyle antioksidanlar gibi gerekli öğelerin kullanımını gerektiren durumlarda, vücut depolarındaki yaşamsal öğelerde eksilme olur… Bu koşullar altında vücut zorlanır ve bu lupus gibi otoimmün hastalıkları gelişimine neden olabilir.

Vücut kontrol mekanizmaları, başta beyin, organlardaki yetersizlikleri gidermek için belli dokular aşırı zorlanır. Vücut beyni ön planda tutar. Örnek; pankreasın ensülin salgılayan hücrelerinin parçalanıp yıkılmasının sonucunda oluşan diyabete bağlı olarak beyne giden kan şekeri düzeyi yükselirken, beyin sinir sisteminin gereksinimlerini karşılamak için diğer dokulardan da su çekilir.
8.BÖLÜM

Sh.105- VÜCUDUN ACİL SU GEREKSİNİMİ

…Üçüncü bölgesel dehidrasyon belirtisi ağrıdır. İvedi su gereksinimini, eriğe benzeyen hücrelerin kuru eriğe dönüşmesini ve dehidrasyonun ona hasarlar vermesini beklemeden çeşitli ağrılarla gösterir.
Dehidrasyon derecesine ve güçlü bir su akımı tarafından temizlenmediği için hücre içinde biriken asidin yerine bağlı olarak aşağıda verilen tipik sağlık sorunları ortaya çıkar:

1-Mide ekşimesi 2-Göğüs ağrısı 3-Bel ağrısı 4-Migren ağrısı 5-Kolit ağrısı
6-Dispepsiye (karnın üst kısmında rahatsızlık hissi şeklinde ifade edilen tüm bulguları
kapsayan tıbbi terim) bağlı mide ağrısı. 7-Romatizmalı dokulardaki ağrı
8-Gebelikte sabah bulantısı 9-Bulimia ( anormal yeme alışkanlıkları)

106:…Asidik bir ortam bazı sinir uçlarını harekete geçirir ve beyin, bilince ağrı olarak iletilen kimyasal değişiklikleri algılar. Kısaca vücutta ağrıya neden olan öğe asittir. Hücreyi asitten temizleyen su, hücre içinde olması gereken normal bazik ortamı yaratır. Sağlık için vücudun bu ortamda olması gerekir. İdeal pH 7.4’tür.

108:…Günde iki-üç defadan fazla idrara çıkmamayı sağlıksızlık olarak görmeyen ve vücudundan daha fazla idrar atmak için su içme gereği duymamak, kendine zarar verdiğini bilincinde olmamak dır.
Gastrit, duodenit, ösofajit, mide ekşimesi ya da yemek sonrası dispepsi tanısı konan bu ağrılar yalnızca artırılan su alımıyla tedavi edilmelidir.

Ülser uzun süren ve vücuda zarar veren dehidrasyon nedeniyle bozulan protein metabolizmasının ürünüdür.
Mide yalnızca açlıktan değil susuzluktan da kazınır. Çoğu zaman susama duygusunu açlık sinyali olarak algılar ve gereğinden fazla yeriz.

110:…Bilinç, vücudun su gereksinimini anlamakta güçlük çeker. Vücudun yeterince su alımı için susuzluk duygusunu güçlü olması gerekir. Ne yazık ki, vücut zamanla susuzluğunu kavrama yeteneğini yitirir.

112:…Yüzde 98’i sudan ve yüzde 2’si suyu yerinde tutan katı maddelerden oluşan mukozanın içinden akan su, midenin koruyucu tabakasını genişletip kalınlaştırır.

116:…Aleminyüm içeren antiasitler tehlikeli olabilir. Su tüketiminin artırılmasıyla tedavi edilebilen dispepsi için kullanılmaması gerekir. Dolaşımdaki aşırı aleminyümun Alzheimer hastalığı için hazırlayıcı bir etmen olduğu kanıtlanmıştır.

117:…Çinko genetik kodlamayla önemli hormonların ve beyin kimyasallarının üretiminde kullanılan başlıca minerallerdendir. Minerallerin hücre zarından geçiş için özel sistemler vardır. Beyin hücrelerine çinko yerine alüminyum taşınırsa, bu hücrelere zarar verir.

…Devre dışı kalan hücreler kist bırakırlar ya da yerlerini fibroz doku alır. Alzehemier böyle gelişir.…Beyin hücreleri gelişimlerini tamamlamış olsalar bile, sinir sistemi, bağlantı noktaları dehidrasyondan zarar görebilir.

…Histamin üretiminin alerji ve ağrılardaki rolü anlaşıldıktan sonra, çıkar sağlayıcılar antihstaminik ilaçları ürettiler. Ancak histamin vücutta yararlı işlevleri olan bir öğedir. Su alımı, paylaşımı ve dağıtımı için beynin temel duyu mekanizmalarını harekete geçirendir.

118…Enerjiyi düzenler. Vücut yeterince su alırsa, merkezi sinir sistemi başta, yaşamsal kısımlara yönlendirir. Beynin fazla çalışması gerekirse, histamin devreye girer. Midede asit artışı ve mide ekşimesi ilk belirtileridir.

Geçici süre histaminin bağırsaklardaki ağrı oluşum mekanizmasını bastıran antihstaminik, dehidrasyonun temel sorununa çözüm getirmediği için zamanla vücutta hasara yol açar.

Bu arada beyin fonksiyonlarını da durdurur. Ağrı önce susuzluk belirtisidir. Devam etmesine izin verilirse beyin için susuzluk sinyali olur.

Ağrının ilk aşamasında antiasitler, besinler, hatta histaminin çalışmasını durduran öğeler bile sinir sistemi dışındaki sistemleri köreltip susama sinyalinin verilmesine engel olabilirler. Ama belli bir susuzluk eşiği geçildikten sonra, beyin tarafından oluşturulan ağrı azalınca bir bölge içinde kısıtlı kalan ilaç, yiyecek ya da başka bir şeyle giderilemez. Çözümü sudur.

119:…Peptik ülserle ilgili tıbbı tedavide aldığı bir şişe antiasit ile üç Tagamet tabletin yararı olmamıştı. Gittiğimde, odanın ortasında yerde yatıyor ve inliyordu; gözleri kapalıydı ve çevresiyle ilgilenecek halde değildi…

Açık yarası olup olmadığı dâhil muayenemden sonra iki büyük bardak su içirdim. On dakika sonra rahatlama hissetti 15 dakika sonra bir bardak daha su içti Ağrısının hafifledi, 20 dakika sonra oturup konuşabiliyordu…

Vakanın değerlendirmesi, su yetersizliğinde insan vücudunun kendini ağrıyla belli eden bir sinir sistemi sinyali olduğunu göstermektedir.

Çoğu kolit olarak tanımlanan ağrı, artırılan su ile giderilebilir. Ancak dışkıdan su emilim sürecinde rolü oynayan bağırsak parçası, kalın bağırsağın alt kısmıdır. Susuz kaldığında bu işlem hızlanır.

Dehidrasyonda katı madden geri emilmesi gereken su miktarı arttığı için normal kasılmalar azalır ve bu süreç ağrı yaratır. Sabah kalkar kalkmaz içilen–2–3 bardak su daha ciddi sorunlar için çözüm yolu olamaz, ama dehidrasyona bağlı ağrıyı giderebilir. Bu arada kabızlık sorununa da çözüm gelir ve bağırsak hareketleri normale döner.

122:…Yetersiz su tüketimi, stres, alkol ya da vücudun fazla ısınması sonucunda Beyin susuz kalırsa, histamin aktivitesi baş ağrısı ya da migren olarak bildiğimiz ağrıya neden olur. Bu ağrıyı dindirmek için iki, üç hatta dört bardak su içmek gerekir.

Sulanan kanın, beyinde daha kolay dolaşması için su soğuk olmalıdır.
(Bu özel olayın dışında özellikle yemek arası veya aç karnına içilecek suyun sıcak olması doğu öğretilerinde kullanılmakta, uygulamada hazım yönünden etkisi bilinmektedir)

123:…Omurganın alt tarafında ya da el ve bacak eklemlerindeki kronik ağrılar su yetersizliğini gösteren sinyallerdir. …Hangi bölge susuz kalırsa, ağrı orada duyulur.

…Bel ağrısının iki nedeni vardır; Birincisi kas spazmı (sırt ağrılarının %80’nın nedeni budur), ikincisi, omurgadaki tenton ve eklem bağlarının gerginliğini artıran disk dejenerasyonudur. Bunların her ikisi de kronik dehidrasyona bağlı olarak baş gösterir.

124:…Kıkırdak, jelatinimsi canlı bir dokudur ve hücreleri bazik ortamı sever. Ortamdaki baz miktarı asidi temizlemek için eklemin içinde akan suyun miktarına bağlıdır. Tuz, kıkırdak hücrelerinin içindeki suya geçmesine yardımcı olur. Bunun etkili bir biçimde sürdürülmesi için iki dengeye gerek vardır:

Su ve tuz. Yeterli tuz alımı ister kollarla bacaklarda olsun, ister omurgada olsun, artrit ağrısının geçmesini önlemesi için gereklidir. Serumdaki tuz, kıkırdağın içinden daha fazla su geçmesi için sıvı hamcını artırır.

Susuz Kalan Eklemleme Ne Olur?

1-…Hasarlı doku yıkılır, parçaları dışarı çıkar. Sonra “çöp toplayıcısı” beyaz hücreler tarafından sindirilir ve tekrar kullanılır duruma getirilir.
2-Bölgeye daha fazla kan taşınır. Bunun sonucu eklem kapsülü gerilir, şişer. Sertleşme ve ağrıya neden olur.
3-…Protein yıkımı olur ve onarımı için sistemde daha fazla amino asit harekete geçer.
4-Eklem içinde bazı hücreler hidrojen peroksit üretmeye başlar.
5-…Bölgede bir büyüme unsuru biçimlenir.
6-…Öteki eklemler için güçlenme süreci başlayınca onlarda da deformasyonlar oluşur.

9.Bölüm

Sh.129: DEHİDRASYON HASTALIKLARI

…Vücudu Yavaşça yıpratan susuzluk, sık rastlanan belirtilerle kendini gösterir. Bu rahatsızlıklar tıp dünyasında “bilinmeyen nedenlere bağlı hastalıklar” olarak tanımlanmıştır ve vücudun çeşitli susuzluk belirtileri anlaşılmaz tıbbı terimlerle tanımlanınca, hekimlere de bunları garip ve gereksiz yöntemlerle tedavi etme hakkı verilmiştir. Bunların bir bölümü şunlardır.

1-Obezite 2-Kanda düşük yoğunluklu kolestrol yüksekliği 3-Yüksek trigliserit
4-Arterlerde kolestrol oluşumu 5-Kroner tranboz 6-Osteoporoz 7-Osteoatrit
8-Kalp yetmezliği 9-Tekrarlanan felçler 10-Genç yaşta diyabet 11-Alzheimer
12-Multipl sklerpz 13-Lou Gehrig (amiyortofik lateral skleroz) 14-Kas zayıflığı
15-Parkinson 16-Skleroderma (Ender) ve bilinen diğer iki ciddi hastalık.

Çağdaş bilimsel tıp’da daha yeni keşfedilen; İnsan vücudundaki dejeneratif hastalıklar doğal ve basit bir içecek olan suyla önlenebilir ve tedavi edilebilir. Bu sağlık sorunlarının nedeni herkesin iyiliği için bulunmuş ve açıklanmıştır. Hasta olmak istemiyorsanız susuz kalmayınız.

Şişman insanlar histaminin ilk su çağrısına yanıt vermek için yemek yerler.

BU BÖLÜMDE; Su içme zamanı ve miktar, Tuz ile ilişki, Diğer İçecek ve Yağlar, Yapay Tatlandırıcılar, Spor, Stres, Beyin, Tansiyon, Kolestrol, Ağrılar, İyi Protein Kaynakları;
Mineraller, Süt, Peynir, Yumurta, Balık gibi ilişkilerin özetleri yer almaktadır.

Sh.144 – 10.Bölüm

Düzenli yapay tadlandırıcı kullananların çoğunda yalancı açlık görülür. Yemekten yaklaşık doksan dakika sonra tekrar yemek ister ve normalin üzerinde besin tüketirler. Sonucunda kilo alırlar. Aspartam Vücudun iletişim sistemlerine de zarar verebilir. Dehidrasyon nedeniyle baş gösteren bazı diyabetlerde ishal ve bağırsak kanamasına neden olabilir.

Aspartam emiliminden önce bağırsaklarda formaldehit ile metil alkol üretilir. Miktarı, gazlı içecekler ya da besinlerle alınan tadlandırıcı miktarına bağlıdır. Formaldehit ile metil alkolün göz sinirlerine ciddi zarar verdiği saptanmıştır.

Bu tadlandırıcının ikinci sakıncası beyinin ciddi riskindeki rolüdür. 120 bin hastanın %43 baş ağrısı, 31’inde baş dönmesi ve dengesizlik, 13’de yorgunlukla 11’nde ciddi sara nöbetleri, 3’nde hafif sara nöbetleri ve “dalgınlık” 10’nda ciddi dil sürçmesi, 8’nde tremor, 6 sında ciddi “hiperaktivite” ile bacak sallama alışkanlığı” ve 6’sında atipik yüz ağrıları bulunmuştur.

Sh.157 – 11.Bölüm

Stres insan vücudunda anında dehidrasyona neden olur. Stres dehidrasyon ve dehidrasyon stres demektir…

159:…Endorfinler vücudun doğal uyku ilaçlarıdır…. Vücut yaralanır ya da bir stres altına girerse, endorfinler serbest kalır. Fiziksel bir travma (vuruk) söz konusu olduğunda, vücudun son ana kadar gücünü koruyup verimli çalışması için ağrı eşiğini yükseltir. Uzun mesafe koşucuları maratonu bitirmek için endorfine gereksinim duyarlar.

Yaralanma ya da (travma) vuruk olmadığında, endorfin insanın kendini iyi ve mutlu hissetmesini sağlar. 160:…Alkol vücudu susuz bırakan bir öğedir. Unun da ötesinde vazopresinin çalışma alanını kısıtlayarak dehidrasyonu artırır.

…. Tuza duyulan gereksinimi artıran ve tuzun hücre dışındaki sulu bölgelerde toplanmasını sağlayan RA sistemi su alınımından, tutulmasından ve vücuttaki dağılımından sorumludur. Yaşamsal bölgelere kan taşıması için ikincil kan damarlarının bir kısmını öncelik planına göre kapatır. İdrar miktarını azaltma görevi de vardır.

162:…Bir fincan çay, kahve ya da bir kadeh alkollü içki, alınan sıvı hacminden daha fazla idrar üretir. Bunun da ötesinde, sıcak çay ya da kahve içildikten sonra serinlemeye çalışan vücut terle daha çok su kaybeder (Bunun için olmalı işi bilenler kahve ile önceden içilmek üzere birlikte su verirler) Çay tiryakileri her zaman susuzdur, ama çay içmeyi sürdürürler.

…Düşük ATP “Günümüzde hipertansiyon olarak adlandırılan terimin Türkçe karşılığı = Adenozin trifosfat” düzeyi normalde vücut enerjisinin azaldığını gösteren sinyal verir. Şarjın bittiğini gösteren bu sinyal, sistemi harekete geçirir ve hücre içindeki ATP enerji depolarının gereğinden fazla kullanılmasına izin vermez. Böylece her hücrenin kendi yorgunluk sinyali olur. Bu yorgun hücreleri çalıştırmak için çok güçlü bir uyaran gerekir.

Bunun sonucunda bilinç hücrelerin ATP enerji depolarına ulaşamaz, çalışma verimi düşer ve insan hareket etme isteğini yitirir. Unutmayın, ATP deposundan enerji harcandıktan sonra harcanan enerjinin yeniden üretimi için zamana gereksinim vardır. Bu nedenle beyin bir süre için har zamankinden daha verimsiz çalışır.

163:…Kafeinle diğer kimyasal uyarıcıların azalan ATP düzeyini göstermediği düşünülmektedir. Bu uyarıcılar uzun vadede ATP kaybının yorgunluk verici etkisini gideremez. ATP’ nin neredeyse tamamının harcandığı zaman da olabilir. Böyle bir durumda hücreler hayatta kalabilmek için fonksiyonlarının birçoğunu durdururlar.

Zamanla vücut zihinsel ya da fiziksel çalışma için beyin enerji kullanma yeteneğini yitirirse, birey içe kapanır ve insanlardan uzaklaşır. Depresyon şeklinde başlayan olay genel yorgunluğa dönüşür.

164:…Vücudun kimyasal sistemlerin bileşiminden oluştuğunu unutmamalıyız. İşlenmemiş maddelerin tekrar tekrar işlenmesiyle yeni dokular oluşturulabilir veya var olanlar yıkılabilir. Vücutta beyinden daha önemli bir organ yoktur. Gerekirse amino asit deposunun kullanılması için kas dokusu bile yıkılır.

Stres nedeni ister duygusal deneyimler, ister bir viral iltihap olsun, insanı sürekli stres altında tutan olaylar ya da yaşam tarzı yıkıma neden olur. Benim görüşümce, dehidrasyon, stres ve güzel görünmek için egzersiz yapmadan yapılan beslenme rejimi, özellikle su yerine kahve ya da alkollü içecek tüketenlerde CFS (kronik yorgunluk sendromu)’nin başlıca nedenlerindedir.

Tuz, vücudun temel gereksinimlerinden biridir. Dehidrasyonda ve tuzsuz rejim yapanlarda vücutta tuz yetersizliği başlar. Kas ve sinir aktivitesi için tuz elzemdir. Aşırı terle fazla tuz kaybına yol açan sıcak iklimlerde yaşayan insanlar genellikle hiçbir şey yapamayacak kadar yorgun olurlar.

Tuz yetersizliğinin ikinci belirtisi kas ağrısı ve kramplardır. CFS’den (kronik yorgunluk sendromu) yakınanların tuz ve su tüketimini artırıp kafeinli içecekleri tamamen yaşamlarından çıkarmaları gerekir. ATP depolarının dolması ve sinir iliklerindeki iletim sistemlerinin tam anlamıyla iyileşmesi için zamana gereksinim vardır.

Bir tür doğal su geçirmez olan kolestrolu hücre zarındaki delikleri kapatarak zarın yapısını korur ve aşırı su kaybını önler.

167:…Bir tür su geçirmez doğal kil olan kolesterol, hücre zarındaki delikleri kapatarak zarın yapısını korur ve aşırı su kaybını önler. Kronik dehidrasyonda karaciğer hücreleri kolestrol üretimini artırır ve kendi kolesterolünü üretecek gücü olmayan hücrelerin kullanması için dolaşıma bırakır.

Bu ek kolestrol, bol su alan bir hücrede normalde olması gereken su geçişini olumsuz kılar.
Atar damar duvarlarıyla karaciğer hücrelerinde aşırı kolestrol birikimini önlemek için yemeklerden yarım saat önce bol su içmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Böylece, hücreler yemekten sonra yoğunlaşan kanla karşılaşmadan önce su alabilirler.

Bu, kan damarlarının duvarlarındaki hücrelerin su çekmeye gerek kalmadan sindirim ve solunum işlemleri için yeterli su bulunmasına da yardımcı olur.

Günlük su tüketimi düzenli biçimde artırılırsa, bir süre sonra hücreler yeterince su alır ve savunma mekanizmasına fazla gereksinim kalmadığı için kolestrol üretimi azalır. Bu uygulamayla kan kolestrol düzeyi önemli ölçüde düşürebilir. Dolaşımdaki kolestrol düzeyinin düşmesiyle birlikte geçmişte oluşan birikimlerin temizlenebildiği düşünülmektedir.

Kırk yaşlarında erkek hastamın anjiyo sonucu, koroner arterlerinde kısmı tıkanma vardı. Göğüs ağrısına neden olacak kadar ciddiydi. Ona bypass olmadan önce basit bir tedavi yöntemi denemesini önerdim. Günlük su tüketimini artırmayı kabul etti ve her öğünden yarım saat önce iki bardak (yarım litreden biraz az) su içmeye başladı.

Sabah ve akşam birer saat yürüyüş önerdim, yirmi-otuz dakikadan başlayacak ve bir saate çıkacaktı. Araştırmaların yağ sindireni hormona duyarlı enzimlerin yürüyüşün ilk saatinden sonra aktive olduğunu ve 12 saat boyunca aktif kaldığını söyledim. Günde iki yürümesinin nedeni, yağ yakan enzimlerin düzenli olarak salgılanmasını ve etkili çalışmasını sağlamaktı.

Üç ay sonra ameliyatlık olup olmadığı sağlık kontrolü için Houston’daki ünlü merkezlerden birine gitti ve anjiyogramda bir tıkanıklık görülmedi.

12.Bölüm

182- NE KADAR SU, ALTERNATİF VE ETKİLEŞİMLER

…Vücut fizyolojik işlevleri için her 24 saatte 40 bin bardağa eş suyu sistemlerinde dönüştürür. Su metabolizmadaki dönüşüm süreci içinde çevresel koşullara bağlı olarak, vücutta her gün yaklaşık 6-10 bardak su kaybı olur. Bu kaybın yerine koyulması zorunludur.

Herkesten farklı olduğunuzu ve vücudunuzun bu miktarda suya gereksinim duymadığını düşünürseniz, hata. Vücut önemli işlevleri için toplam su içeriğinin 6-8 bardağı eş miktarını kullanır. Be nedenle günde 8-10 bardak suya gereksinim duyar. Günlük su tüketim 220 ya da 440 mililitrelik parçalara bölünerek alınmalıdır.

*Su yemekten önce içilmelidir. İdeal zaman yemeklerden 30 dakika öncedir. Bu özellikle
gastrit, duodenit, mide ekşimesi Peptik ülser, kolit ya da gaz sorunu olanlarda sindirim
sistemini sindirim sürecine hazırlar.

*İstediğinizde su içmelisiniz, yemek yerken de su içebilirsiniz (Bazı kaynaklar
yemek de alınacak suyun yemeğin yoğunluğunu bozacak miktar olmaması der)

*Yemekten 2,5 saat sonra içilen su, sindirim sürecini tamamlar ve besinlerin yıkımıyla
oluşan dehidrasyona engel olur.

*Uzun bir uykunun yarattığı susuzluğu gidermek için sabah kalkınca hemen su içilmelidir.

*Terlemeyle kaybedilen suyu yerine koymak için spor yapmadan önce su içmek gerekir.

*Yeterli meyve sebze tüketmeyen ve kabızlık sorunu olanlar su içmelidir. Sabah kalkınca
içilen 2-3 bardak su en etkili laksatiftir. (bağırsakların normalden fazla çalışması)

*Hazır içecekler vücudun kimyasal yapısıyla merkezi sinir sistemi mekanizmalarını
değiştiren öğe içerir. Süt bile suyun yerini tutamaz, çünkü o bir

*Hiçbir şey suyun yerini alamaz. Kahve, çay, gazlı içecekler, hatta süt ve meyve suları bile
suyun verdiklerini veremez.

187- SU MEYVE SUYU VE SÜT

Su gereksinimi meyve suyu ya da sütle karşılanırsa, bazı sorunlar yaratır.
Çok fazla tüketilen portakal suyu histamin üretimini artırır ve hem çocuklar, hem de yetişkinlerde astıma neden olabilir.

Vücut genel ve bölgesel su gereksinimini açıkça belli eder. Astım ve alerji gibi bölgesel sorunlar susuzluk belirtileridir. Su gereksinimini gösteren diğer belirtiler mide ekşimesi, dispepsi, romatizmal eklem ve bel ağrısı, migren, yürüyüş sonucu oluşan bacak ağrısı, kolit ağrısı ve dehidrasyon.

191-MİNERALLER – TUZ VE TURŞU

Vücudun çok miktarda gereksinim duyduğu mineraller sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyumdur. Sodyum, geçişme olayı için hücre dışı sıvısını dengeler. Beyin fonksiyonları için önemlidir. Su tüketimi çok fazla artırılır ve vücuttaki tuz yerine konulmadan atılırsa, beyin hücreleri zamanla şişer ve beyinde ciddi hasar olur. Bu daha çok spor yapan, aşırı terle tuz kaybedenlerde görülür.

Tuz sağılığa zararlı değildir, Kan basıncını yükseltmez. Kan basıncını yükselten, suyu hücre içinde tutmakla görevli diğer minerallerin yetersizliğidir. Potasyum, kalsiyum ve magnezyum ve çinko hücre içindeki su miktarını düzenleyen başlıca minerallerdir.
Sindirim güçlüğü çekenler yemekte biraz limon ya da turşu alışkanlığı edinmelidir. (Faranjiti olanlara acı ve ekşi’nin dokunduğu söylenmiştir)

Bu amaç için kullanılacak turşu ince kıyılmış karnabahar, yeşil domates, havuç, kereviz, soğan, mantar, patlıcan ve lahanadan yapılır ve buna tuzla karabiber eklenir. Malzeme bir kavanoza konduktan sonra üzeri iyi kalite (koruk suyu kullanıldığında mideyi ekşitmediği söylenmiştir) bir sirkeyle örtülüp birkaç gün bekletilir. Sirkeyi emen küçük parçalar midede besinlerle karışır ve sindirim için gerekli enzimleri harekete geçirir.

Meyve ve sebze gibi doğal kaynaklarla bol miktarda potasyum alabiliriz. Ama tuzun doğal kaynağı yoktur. Bu nedenle diyetimize tuz eklemek gerekir. (Not: Belenme desteği olarak çok fazla potasyum sorun yaratır) Tuz kaynağı olarak, gereksinim duyduğunuz bazı mineraller içeren, rafine edilmemiş deniz tuzu tercih edilmelidir.

Deniz tuzunda tiroid bezinin normal çalışması için gerekli iyot bulunmayabilir ve bazı büyük guatr oluşturabilir. Bunu önlemek için düzenli iyot içeren çoklu vitaminler kullanılmalıdır. Sağlıklı ürünler satan dükkânlarda bulabileceğiniz kurutulmuş varek (tentürdiyot yapımında da kullanılan bir tür yosun) kapsülleri de iyi iyot kaynağıdır.

Tuz etkili doğal bir antihstaminiktir. Astım tedavisinde kullanılabilir. Bir-iki bardak su içtikten sonra dilinizin üzerine tuz koyun. Sizi zehirlemeden solumanızı kolaylaştırır. Diliniz üzerine tuzu koymadan önce bir ya da iki bardak su içmelisiniz. Yalnızca acil durumlarda bu şekilde kullanabilirsiniz. Normalde onu yemeklere ya da içeceğiniz suya eklemeniz gerekir.

Tuz vücutta stres azaltan bir öğedir. Duygusal ve ruhsal sorunların tedavisi için tuz gereklidir. Lityum depresyon tedavisinde tuzun yerine kullanılan bir maddedir. Tuz kas sağlığının ve gücünün korunması için gereklidir. Mesane kontrolünün yitimiyle istemsiz idrar kaçırılması yetersiz tuz tüketimine bağlı olabilir.

Tuz, düzensiz kalp ritmini dengeleyebilir ve düşünülenin tersine kan basıncını yükseltmez, daha önce sözü edilen mineraller ve suyla birlikte tansiyonu düzenler.
Doğal bir uyuşturucu olan tuz uykuyu düzenler. Dolu bir bardak su içtikten sonra dil üzerine birkaç granül tuz koyar ve orada bırakırsanız, derin uykuya dalarsınız. Su içmeden dilinize tuz koymayınız, burun kanamasına yol açabilir.

Aşırı tükürük vücuttaki tuz yetersizliğinin göstergesidir. Deniz tuzunda yaklaşık 80 mineral vardır. (kitapta burada özetlenmemiş daha 20 çeşit yarar sayılmıştır) Vücut bunların bir kısmını eser miktarda gereksinim duyar.

Rafine dilmemiş deniz tuzu piyasadaki diğer tuzlardan daha yararlıdır. Süpermarketlerde satılan sofra tuzu yararlı öğeleri çıkarılır ve toz halinde kalması için içine Aleminyüm silikat katılabilir. Aleminyüm sinir sistemi üzerinde toksik etkisi vardır.

Stres altındaysanız, yaşamınız normale dönene kadar vitamin tabletlerine ek olarak B6 vitamini ve çinko içerikleri alabilirsiniz.

208-İyi Protein Kaynakları; Süt, Peynir, Yumurta, Balık, Yağlar ve Kolestrol

Yumurta, süt ve baklagiller kaliteli protein kaynaklarıdır. Mercimek, kuru fasulye, bakla ve soya fasulyesi gibi baklagillerin %24’ü kaliteli proteindir. Ispanağın %13’ proteindir. Yumurta tam besindir. Kan kolestrolu yükseltmediği son yıllarda kesinlik kazanmaya başlamıştır.

Kolestrolun diğer görevlerinden biri de arter zarlarının içindeki hasar gören yerler onarılana kadar su geçirmez bir koruyucu tabaka oluşturarak bunların üzerini örtmektir. Arterin iç duvarların yırtılıp dökülmesini önleyen “yağlı bir gazlı bez” görevi görür. Bu açıdan kolestrolun bir nimet olduğu görülür.

Tatlandırılmamış doğal yoğurt, süt ürünlerini sindirebilenler için kaliteli protein kaynağıdır.
Peynir de iyi bir protein kaynağıdır. Taze peynirin sindirimi daha kolaydır ve eski peynirden daha yararlıdır. İnek sütünü sindirmekte zorluk çekenler soya sütü alternatif olabilir, tadını sevmiyorsanız havuç suyu ekleyin.

Yumurta, soğuk su balığı ve yosun zengini DHA kaynaklarıdır. Işık geçirmeyen koyu renk kaplarda satılan soğuk preslenmiş keten tohumu de ideal kabul edilen 3:1 oranında omega–3 ve omega -6 asitleri içerir. Üzüm çekirdeği yağı da benzeri bir yağdır. Işık gerekli yağları yok ettiği için bunlar koyu renk kapsüllerde satılır.

Doymamış yağ olduğu için susam yağı da yararlıdır. Birçok eski kültürlerde yemek yağı olarak kullanılır. Kanola yağı bazı gerekli yağ asitleri için iyi kaynaktır. Tereyağı K vitamini, E vitamini, lasetin ve folk asit gibi yağda eriyen birçok besin öğesi için zengin kaynaktır. Vücudun her gün bir miktar yağa gereksinimi vardır.

214:Her gün yeterince su ve tuz tüketir ve olabildiğince çok “Bilinçsiz Zorlama değil tabii” egzersiz yaparsanız (bunu açık havada ve yeterli ışık altında yapmanız önerilir) vücudunuz enerji üretmek için protein, karbonhidrat ve yağ gereksinimini düzenler.

Protein gereksiniminiz zamanla artarken, karbonhidrat gereksinimimiz azalır ve yağ yakan enzimleriniz normalden fazla yağ tüketmeğe başlar. Kolestrolun bir kez depolandıktan sonra bir daha kullanılmayacağına ilişkin inanç yanlıştır. Arterlerdeki kolestrol birikiminin yok olması istenenden uzun sürebilir, ama vücut kimyasal işlemlerle kolestrolu nasıl temizleyeceğini iyi bilir.

Özetleyen : Muhammet VARER – 2011 – İstanbul

 

 
  Bugün 987824 ziyaretçi buradaydı! Siteme Hoş Geldiniz Adil Durusu

ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 
 
Siteme Hoş Geldiniz Adil Durusu SAĞLIK VE HUZUR DOLU NİCE GÜNLERE......
Kapadokya Eğlence Merkezi Başvuru Kaynakları Başvuru Kaynakları Submit Your Site To The Web's Top 50 Search Engines for Free! ÜRGÜP Esbelli Mahallesi Butik otelleri  Create FREE graphics at FlamingText.com

Image by FlamingText.com Check  Out My Rank On PRTracking.com!