BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA ÜRETKENDİR, PAYLAŞILMAYAN BİLGİ BATAKLIKTAKİ HAZİNE GİBİDİR.
Siteme Hoş Geldiniz Adil DURUSU
   
  SİTEME HOŞ GELDİNİZ Adil DURUSU
  Sevgi mi, Bağımlılık mı? - Brenda SCHAEFFER
 

KİTABIN ADI            :            SEVGİ Mİ,  BAĞIMLILIK MI ?

KİTABIN YAZARI     :           BRENDA SCHAEFFER

 

1.            Başkalarıyla birlikte olmak - bir başkası için özel olmak arzusu - insanoğlunun neredeyse biyolojik denebilecek kadar kökleşmiş bir gereksinimidir. 

2.            Fiziksel olarak iç dengeye ihtiyaç duyarız. Bebekler için hayat, fiziksel zevkler ve ihtiyaçlarla açlık, susuzluk, sıcaklık, soğukluk, rahat - sınırlıdır. Herhangi bir huzursuzlukları olduğunda, birisi onlarla ilgilenip rahatlatana dek ağlarlar. Artık bir sonraki ihtiyaçları belirene kadar keyifli ve dengelidirler. Şimdilik hayat güzeldir, sevildiklerini ve güvende olduklarını hissedeler. Kimi zaman, çocuk çeşitli nedenlerle yeterli bakımı alamaz, ihtiyaçları karşılanmamış olur, rahatsızlığı artar. Anne baba, çocuk her ihtiyaç duyduğunda yanında olmayabilir. Bazen de çocuk anne babadan ayrı düşebilir ve yabacılar tarafından bakılabilir. Bebekler ihtiyaçları karşılanmazsa öleceklerini içgüdüsel olarak bilirler.

Bu tür korkulu anlar hafızamızda kayıtlıdır. Bir daha asla aynı acizliği ve paniği yaşamak istemeyiz. Yetişkinlerde bilinçsizce de olsa - bazı gereksinimleri karşılanmadığı takdirde acı çekeceklerini hatta öleceklerini düşünebilirler. Birisi tarafından reddedildiğinde ya da terk edildiğinde korku ve panik hali kendini gösterebilir.

Maalesef çoğumuz acıyı inkar etmeyi ya da problem - çözümleme seçeneklerimizi sınırlamayı öğrenmiş bulunuyoruz. Bu yüzden gerekli önlemleri alamıyor ve aradığımız rahatlamaya kavuşamıyoruz. Mantığımızı ön plana geçirmek yerine, içimizdeki çocuğun yöntemleriyle paniğe ve kendimizi "bir bütün" hissettirmeleri ve iç dengemizi bulmamıza yardım etmeleri için başkalarına sarılıp, onlara adeta yalvarıyoruz. 

3.            Genç, çekici ve maço bir erkek olan Don, hemen hemen tüm hayatı boyunca duygularını gizleyerek yaşadı. Çocukluğunda ağlamamayı ve "kız gibi" davranışlarda bulunmaması gerektiğini öğrendi. Rahatsızlık duymadan gösterebildiği duygular, sadece öfke, heyecan ve cinsel arzularıydı. Şefkat, üzüntü ya da korku göstermek onun için bir utanç kaynağıydı.

Karısı Peggy'nin kendisini terk etme tehditleri üzerine terapiye başladı. Peggy bu evlilikte kendisini yalnız hissediyor, Don'un daha içten ve açık olmasını istiyordu. Bu isteklerin tatmini Don'a zor gelmekle birlikte, aslında o da rahatsızlık duymadan sevgisini ve şefkatini gösterebilmeyi arzuluyordu.

İlişkileri incelendiğinde Peggy'nin her zaman daha açık ve canlı olan taraf olduğu görülüyordu. Gerçekte o, her ikisi için de gerekli olan duygusallığı gösteriyordu, hatta kimi zaman bu davranışları isteri sınırına varıyordu. Don ise daima hislerini bastırıyordu, çünkü ikisi birden duygusal davranırlarsa "bir şeylerin bozulacağından" korkuyordu. Bu bir kısır döngüydü. Don hislerini göstermedikçe Peggy'nin duygusallığı artıyor, Peggy'nin duygusallığı arttıkça Don hislerini bastırıyordu.

Terapi sayesinde, Peggy "duygusal" eşi, Don da "mantıklı" eşi oynayarak -yani geleneksel cinsel rolleri oynayarak- bir bütün oluşturduklarını öğrendiler. Bu durum onların bireysel düzeyde kendilerini ifade etme alanlarını sınırlıyordu. 

4.         Fakat çoğu zaman bu kişiler, doğru problem çözme yöntemleri, bireyselliğin önemi ve kendi kendini kontrol etme gibi konularda yeterli ve geçerli bilgilere sahip değildirler. Kısacası anne babalarımız çoğu zaman "en iyi" öğretmenler olmayabilirler. Yetenekleri olduğu gibi kusurları da vardır.

            Terapinin ilk seanslarında hastalarıma sık sık "anne babanızın ilişkisinde böyle bir problemleri olsaydı, nasıl çözerlerdi?" sorusunu yöneltirim. Çoğu zaman aldığım cevaplar kişinin bağımlı sevgiden uzak, kendine saygıya dayalı sağlıklı ilişkiler kurması için gerekli yöntemleri öğrenmemiş olduğunu gösterir. Bu durum aynen eksik parçalarla bulmaca çözmeye benzer; toplam 100 parçadan sadece 40'ına sahipseniz bu bulmacayı çözme şansınız yoktur. Doğal olarak yapmanız gereken, elinizde olmayan 60 parçayı aramaktır. Maalesef pek çok kişi bunu yapacağı yerde, bulmacayı fırlatıp atmayı tercih eder. Bazıları da sahip olmadıkları halde sanki o parçalar ellerindeymiş gibi davranırlar.

            Toplumumuzda boşanma oranının bu kadar yüksek olması aslında çok da şaşırtıcı değildir. Çoğu kişi "kapalı" ailelerde büyümektedir; yani çocuklar anne babalarına inanmak ve onlar gibi davranmak üzere yetiştirilirler. Kimi zaman bu sistem güzel işler; fakat eğer öğrenilmiş davranış kalıpları mutsuzluğa ve hayal kırıklığına yol açıyorsa, artık yeni ve daha etkin çözüm yöntemleri aramanın zamanı gelmiş demektir. İnsan zihni tıpkı bir bilgisayar gibidir, zamanı geldiğinde kullanmak üzere bilgi ve programları toplayıp kaydeder. Eğer programı yoksa ya da yetersiz ve yanlış bilgilere sahipse, doğal olarak sorunları çözemeyecektir.

5.    Maslow'un insan ihtiyaçları piramidi aşağıdaki gibidir.

      Kendini Gerçekleştirme

      Onur

      Ait olma

      Güvenlik

      Hayatta kalabilme

 

Aşağıdaki özellikler, kendini gerçekleştirme noktasına yaklaşmış kişilerde görülür:

·         Gerçeği kabul eder.

·         Kendini, diğer insanları ve dünyayı olduğu gibi kabul eder.

·         Doğal ve içtendir.

·         Dikkatini kendinden çok, sorunları çözmeye yoğunlaştırmıştır.

·         Her an birileriyle birlikte olma gereksiniminde değildir ve özel hayatına önem verir.

·         Bağımsızdır ve kendi sorumluluğunu yüklenmiştir.

·         Kendi fikirleri vardır, alışılmış kalıplarla sınırlanamaz.

·         Dini nitelik taşımamakla birlikte, bu kişilerin çoğu derin mistik ve manevi tatlara ulaşmışlardır.

·         İnsanlara bağlıdır.

·         Dostlarının sayısı çok değildir ama bunlarla yaşadıkları ilişkiler yüzeysellikten uzak, derin bir duygusallık taşır.

·         Araçlarla amaçları ve davranışları demokrattır.

·         Sebeplerle sonuçları birbirine karıştırmaz.

·         Mizah anlayışları kırıcı değil, felsefidir.

·         Kültüre uymayı reddeder.

·         İçinde bulunduğu şartlarla uğraşmak yerine onları aşar.

 

6.            Gerçekte olgun bir insan için, erotik sevgi ile manevi sevgi birbirlerini tamamlayıcı özellik taşır. Maalesef cinsellik çoğu zaman yalnızlık korkusunu geçiştirmek ya da bir boşluğu doldurmak için kullanılmaktadır. Bu bağlamda, bir tür sevgi bağımlıdır.

7.            Daha önce de değindiğimiz gibi psikolojik bağımlılıklar, zamanında karşılanmamış ihtiyaçlar ve bunları temin etmek için bilinçaltımızın arayışlarından kaynaklanmaktadır.

8.    İşlevsel (transactional) analiz, karakterimizi üç farklı kısımda inceler; Anne - baba, Yetişkin ve Çocuk Benlik Durumları

¨       Anne - baba  Benlik, fikir oluşturur, yetiştirir, eğitir ve korur

¨       Yetişkin Benlik, düşünür ve problemi çözer.

¨       Çocuk Benlik, hisseder ve gereksinimleri saptar.

 

9.         Çocuk sevgisi sandığımız gibi bol ve masum değildir. Onların sevgisi benmerkezcidir, yaşamlarını sürdürebilmek, acı ve korkulardan korunmak amacıyla severler.

10.  Çocukça sevgi "Sevildiğim için seviyorum " prensibiyle işlerken, olgun sevgi "Sevdiğim için seviliyorum" görüşündedir. Olgunlaşmış sevgi "Seni, sana ihtiyacım olduğu için seviyorum." der.

11.   Bağımlı ilişkiler yaşayanlarda aşağıdaki özellikler gözlenir:

 

·         Kendilerini tükenmiş hissederler.

·         Benlik sınırları net değildir.

·         Sado-mazoşist davranışlar sergilerler.

·         Olayları akışına bırakmaktan korkarlar.

·         Riskten, değişiklikten ve bilinmeyenden korkarlar.

·         Bireysel gelişimleri kısıtlıdır.

·         Gerçek anlamda kimseyle yakınlık kuramazlar.

·         Psikolojik oyunlar oynarlar.

·         Ancak karşılık almak üzere verirler.

·         Karşılarındakini değiştirmeye çalışırlar.

·         Kendilerini bir bütün hissedebilmeleri için birine ihtiyaçları vardır.

·         Çözümleri kendileri dışında aralarlar.

·         Koşulsuz sevilmeyi ister ve beklerler.

·         Bağlanmayı reddederler.

·         Başkaları tarafından onaylanıp değer verilmeyi isterler.

·         Terk edilmekten korkarlar.

·         Eski,kötü hisleri tekrar tekrar yaşarlar.

·         Yakınlığı hem isterler hem de ondan korkarlar.

·         Diğer insanların duyguları üzerinde güçleri olduğuna inanırlar

·         Güç oyunları oynarlar.

 

11.          İki kişinin bütün oluşturması, romantik bir anlayışla mükemmelmiş gibi düşünülse de, gerçek hayatta olası değildir ve bu tutum ne romantizm uğruna ne de mükemmelcilik adına takip edilmeye değmez. Bir başkasıyla yakınlaşma uğruna kendimizi yitirmemiz gerekmez

12.   Sevgilerin tükendiğini kabullendikten sonra, boşanmaktan bu derece korkmalarının nedenini araştırırken, onları mutsuzluğa rağmen bir arada tutan, yalnız olmaktan korkmaları ve ayrılık ve değişimle başa çıkamayacaklarını zannetmeleri olduğunu anladılar. Çocukluklarında her ikisi de aileleri tarafından, hem duygusal hem de fiziksel olarak terk edilmişlerdi ve bunun acısından kurtulup rahatlamak istemiyorlardı.

13.          Her birimizde düşünceler, hisler ve hareketlerle dışarı vurulması gereken belli miktarda biyoenerji vardır. Bu enerji bir şekilde açığa çıkmak zorundadır. Bastırıldığında ya da gizlendiğinde olabilecek iki şey vardır: Enerji ya kendimize yönelir, ki bu durumda hastalanırız, ya da bir yere patlarız, bu da çevremizdekilere zarar verir.

14.  Güç için verdiğimiz savaş, biz yaklaşık iki yaşlarındayken, anne babalarımızın dünyanın merkezinin artık biz olmadığımızı söylemeleri ve "büyüklere" rekabetin gerekli hale gelmesiyle başlar. İşbirliği yapmazsak ya cezalandırılır ya da dışlanırız. Bu durumdaki çocuğun üç seçeneği vardır: karşı koyabilir, olduğu gibi kabul edebilir ya da işbirliği yapar. 

Karşı koyan "Hayır, senin yapmak istediğini yapmak istemiyorum ve bana zorla hiçbir şey yaptıramazsın" der ve kendi yolunda gidebilmek için mücadele eder. Hepimiz, söz dinlemeyip ve hırçınlık nöbetleri geçirmek suretiyle anne babalarını etkisiz hale getirip, onları diledikleri gibi idare eden çocuklar görmüşüzdür.

Her şeyi olduğu gibi kabullenenler, çoğu zaman onları etkisiz kılacak derecede kontrol ve baskı altında tutan anne babalara sahip çocuklardır. Kendilerini yok olmuş hissederler, özgürlükleri ellerinden alınmıştır. Bu çocuklar davranışları ve seçme özgürlükleri yönlendirileceği yerde bastırılmış olduğundan, hem üzüntü hem de korku içindedirler. Çözüm olarak kendilerini ortama uydurup, öfkelerini gizlerler.

İşbirliğine heveslendirilen ve diğer insanlarında gereksinimleri olduğunu anlamaya yönlendirilen çocuklar için ise, büyüme süreci zevklidir. Sağlıklı sevginin temeli olan gücü paylaşmak ve vermek, onlar için hayatın normal bir yanıdır.

Gerçekte ne bizim onları, ne de onların bizi emirler, tehditler, minik rüşvetler ya da cezalar yoluyla etkisiz kılmalarına gerek yoktur. Hem anne-babalar, hem de çocuklar kendi alanlarında güçlü olabilirler ve bu gücü paylaşmak yoluyla aralarında iletişim, destek ve sevgi köprüleri kurabilirler. Doğal gelişim bunu gerektirir

       Öyle görünüyor ki çocukluğun verdiği, her şeye gücünün yetebileceği  düşüncesinden bu gücü paylaşmaya geçiş, hem çocukluğumuz, hem gençliğimiz, hem de yetişkinliğimizde bizi zorlayan bir süreçtir. Gücün kullanımında yaşanan karışıklıklar, sağlıksız ve huzursuz ilişkilerde kendini açıkça gösterir.  

Yetişkin ilişkilerini baltalayan bu güç oyunlarının belli başlıları nelerdir?

 

·         Öğüt verir, fakat kabul etmez.

·         Yardım ve sevgi istemekte zorlanır.

·         Emir vericidir; çevresindekilerden beklenti ve talepleri çoktur.

·         Karşısındakinin gücünü ve kendine olan sevgisini azaltmaya çalışır.

·         Yargılayıcıdır, karşısındakinin başarısını engeller, hata arar, cezalandırır.

·         Karşısındakinden taleplerde bulunur, ama ona istediklerini vermez.

·         Söz verir ama tutmaz; insanların ona güvenmesini sağlar,sonra onlara ihanet eder.

·         Aşırı koruma ve ilgi gösterir.

·         Taraflardan biri diğerinden üstünmüş havası yaratan, himayekar, yukarıdan bakar bir tutum izler; adeta korku salar.

·         Karşısındaki adına karar verir, bu yolla onun sorun çözme yeteneğini azaltır.

·         İzlediği tutumla karşısındakini "asla kazanamayacağı" bir duruma sokar.

·         Karşısındakini değiştirmeye çalışır. (Ama kendisi değişikliğe kapalıdır.)

·         Karşısındakine en hassas olduğu an saldırır.

·         Bağımlılık karşıtı bir durum sergiler, "Sana ihtiyacım yok"mesajı verir.

·         Kabadayıvari davranışları vardır; rüşvete ve tehdide başvurur.

·         Serttir, esirgeyicidir ve kendi haklılığından emindir.

·         Karşılarındakini sözle ve hareketle taciz eder.

·         Kavgacıdır ve bunu kararlı olmasına bağlar.

·         Daima kazanmak ve haklı çıkmak ihtiyacı içindedir.

·         Kendi bildiği yolda gitmekte inat eder.

·         Hatalarını kabul etmek ve özür dilemekte zorlanır.

·         Sorulara dolaylı, kaçamak cevap verir.

·         Yukarıda sıralanan davranışların herbirini savunur.

Kendini güçlü hissedebilmek için, karşısındakini ezip kontrol edebilmelidir. Aslında böyle bir kişinin bilinç altı şöyle söylenmektedir: "Güçsüz olmaktan korkuyorum, kendimi güçlü hissedebilmek için birilerini kontrol altında bulundurmalıyım." Bu hatalı inanışa göre, kişisel gücümüz bir başkasının elindedir ve ancak o kişiyi kontrolümüz altında tuttuğumuz sürece gücümüz ve güvenliğimiz sağlanmış olur. 

15.  Bir fırtınada ancak rüzgarla eğilen ağaç kurtulup, büyüyebilir.

16.  Sağlıklı ilişkiler yaşayan insanlar aşağıdaki özelliklere sahiptirler. 

·         Bireyselliğe izin verirler.

·         Eşleriyle hem birleşmeyi hem de onlardan bağımsız bir birey olarak kalmayı başarabilirler.

·         Eşlerini güzel yanlarını ortaya çıkmasına yardımcı olurlar.

·         Bir şey bittiği zaman bunu kabullenirler.

·         Değişime ve yeniliğe açıktırlar.

·         Eşlerini kendilerini geliştirmeye yüreklendirirler.

·         Gerçek yakınlığı kurabilirler.

·         İsteklerini dürüst bir biçimde söylerler, bu özgürlüğün bilincindedirler.

·         Hem verirler,  hem de alırlar.

·         Karşılarındakini değiştirmeye ya da kontrol altına almaya çalışmazlar.

·         Eşlerini kendi kendilerine yeterli olmasını isterler.

·         Hem kendilerinin hem de eşlerinin sınırlarını bilirler.

·         Koşulsuz sevgi arayışında değillerdir.

·         Sorumluluk almayı, bağlanmayı kabullenirler.

·         Kendilerini severler.

·         Eşlerine güvenirler, kısa ayrılıklardan zevk almayı bilirler.

·         Duygularını olduğu gibi gösterirler.

·         Yakınlaşmaya açıktırlar; incinme riskini göze alılar.

·         Gerekli mesafeyi koymayı bililer.

·         Eşitliğin ve kişisel gücün savunucusudur.

 

17.          Hiçbirimizin çocukluktaki gereksinimleri tam olarak karşılanmış olamaz. Anne babalarımız da insandı ve kimi zaman eksik ya da hatalı davranışları oldu. Bu eksiklikler için onları suçlamaya başladığımızda veya eksikliği başkalarıyla kapamaya çalıştığımızda, bizim zayıflıklarımız halini alırlar.

18.Yakın arkadaş çevremle vakit geçirmeye başladıkça, terapide sıkça duyduğum bir şeyin, gereksinimlerin yalnızca bir insana bağlanarak karşılanamayacağının doğruluğunu anladım.

19.   Bizim mükemmel bir evliliğimiz yok, ayıca tam yakınlaşmanın uzun ve zor bir süreç olduğunu da biliyorum. İlişkimiz oldukça heyecan verici, çünkü birlikte gülüp eğlenebildiğimiz gibi, gerektiğinde kızmaya hakkımız olduğunu da biliyor,işlerin her zaman yolunda gitmeyebileceğini de öğrenmiş bulunuyoruz. Ayrı bireyler olduğumuzun bilincindeyiz; birimiz kendini kötü hissederse, diğerimiz ona destek olmaya çalışabilir, ancak bu durum diğerinin kendini harap etmesini gerektirmez. Ve yakın arkadaşlarımızın ayrı kişiler olması, birbirimize yakın olmamızı engellemez.

20.   İşte ilk kez bu aşamada hayatımın geri kalan kısmını Carly ile geçirmek isteyip istemediğimi düşündüm. Onu seviyor muydum? Onu, onbeş sene önce ona aşık olmamı sağlayan nedenlerden dolayı mı seviyordum?

21.   Eski ve sağlıksız yöntemlerden kopmamızı zorlaştıran etkenlerin başında, kırgınlık, suçlama, suçluluk ve öfke duygularından bir türlü kurtulamamamız gelir. Kendimizin ve başkalarının, geçmişteki hatalarını affedip bu kötü hislerin bizi terk etmelerini sağlamalıyız. Bu çoğu zaman güç bir iştir. Onun için benim size tavsiyem, kişilerin davranışlarıyla onların şahsiyetlerini birbirlerinden ayrı görmenizdir. Davranışlarını kabullenemezseniz bile, onların kendileri affedebilirsiniz. Affetmeyi öğrenmek için öfke ve kırgınlıklardan arınmak gereklidir.

 
  Bugün 1031336 ziyaretçi buradaydı! Siteme Hoş Geldiniz Adil Durusu

ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 
 
Siteme Hoş Geldiniz Adil Durusu SAĞLIK VE HUZUR DOLU NİCE GÜNLERE......
Kapadokya Eğlence Merkezi Başvuru Kaynakları Başvuru Kaynakları Submit Your Site To The Web's Top 50 Search Engines for Free! ÜRGÜP Esbelli Mahallesi Butik otelleri  Create FREE graphics at FlamingText.com

Image by FlamingText.com Check  Out My Rank On PRTracking.com!