BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA ÜRETKENDİR, PAYLAŞILMAYAN BİLGİ BATAKLIKTAKİ HAZİNE GİBİDİR.
Siteme Hoş Geldiniz Adil DURUSU
   
  SİTEME HOŞ GELDİNİZ Adil DURUSU
  Aşk Gidiyorum Demez - Duygu ASENA
 

 

KİTABIN ADI  :  AŞK GİDİYORUM DEMEZ

YAZARI           :  DUYGU ASENA

1.    İki eliyle memelerini tuttu, hafifçe yukarı doğru kaldırdı, bıraktı. Annesinin sözü aklına geldi: “Altına bir kalem koyduğunda düşmezse, sarktı demektir. “Kalemi koyacak yer bile yok” diye mutlu oldu.

2.    Birbirleriyle her alanda eşti oldukları halde, kendi aralarında gruplaşıp ötekilerden nefret eden bir sürü insan vardı. Neden bu insanlar grubundakileri seviyor da, gruplar arası kimse kimseden hoşlanmıyordu? Belki de benzer kokulara sahiplerdi ve kendilerine benzemeyen kokulardan hazzetmiyorlardı.

3.    Bora da her gittiği yerde, mutlaka o dükkanı buluyor, kutsal bir görev gibi yerine getiriyordu, Selin’in siparişlerini. Zaten grupta mutlaka bir kadın oluyordu, o da kadından yardım istiyor, birlikte alış veriş ediyorlardı. Kadınlar da nedense bayılıyorlardı bir erkeğe yardım etmeye... Evli bir erkeğe karısının yokluğunu aratmamayı bir borç biliyorlardı sanki kendilerine.

4.    Eğer o kaza olmasaydı, tam on yedi yıldır birlikte yaşıyor olacaktık. Bugün onunla bir restorana gitseydik, biz de yalnızca yemekler hakkında konuşan çiftlerden biri mi olurduk acaba? Bunu hiç bilemeyeceğim ve her zaman, “Asla öyle olmazdık” diye düşüneceğim. Aşkların hiç bitmemesi için, bir gün ansızın, tam ortasından kesip atmak mı gerekiyor acaba?

5.    Erkeklere verilecek en büyük ceza, onların üzülmelerini sağlayarak, yaptıklarına yapacaklarına pişman etmekti. Hasta bebeğiyle babası ilgilenmediği için, kırılmış, üzülmüş, yalnız kalıp annesinin yanına sığınmış bir kadından daha pişmanlık verici ne olabilirdi?

6.    Bora’yı, benim onu önemsediğimden daha önemli gördüğünü düşündüğüm için mi bana bu kadar itici geliyor? (Bora’nın karısının, Bora’nın sekreteri ile ilgili düşündükleri..)

7.    Başka kadınlar, kocaları önemli olduğu sürece, sağa sola karşı gururlanırken, ben neden onun önem kazanmasına tepki veriyorum, bu da incelemeye değer bir durum tabii.

8.    Evde kuralları anne, şefkati baba temsil ediyordu, Selin’in de bu durumdan hiç şikayeti yoktu.

9.    Soru ne kadar saçma olursa olsun, biraz akıllı bir erkek, kadının beklediği cevabı verir, onların ne tür bir cevap istediğini bilmek için de pek akıllı olmaya gerek yoktur.

10.  Erkekler unvanlarını kaybettiklerinde büyük bir bunalıma giriyorlar. Çünkü onlar o kendilerine bahsedilmiş unvanlarla, masallarla, koltuklarla, sekreterle var oluyorlar. Bunları kendilerine bahseden kişi bir gün geri de alabilir, bunu hiç düşünmüyorlar. Asıl var olmak, bunlar geri alındığında, yok olmamaktır.

11.  Bazen onu kendime o kadar yakın buluyorum ki... O kadar yakın ki... Sanki bir an gelecek... Uzun yıllar sonra o an gelecek ve ona elimi bile sürmeyeceğim. O kadar yakın olacağım... Bizim Aykut gibi. Bir keresinde karısıyla sevişirken onunla asla öpüşmediğini söylemişti. “Karım sanki çok yakın bir akrabam gibi, onunla o kadar çok şeyi paylaşıyoruz ki, sevişmek olmazsa olmaz bir kural, ama ateşli bir şekilde öpüşmek garibime gidiyor, içimden gelmiyor, komik buluyorum” demişti. Karısı da çok uzun aralıklarla ve tekdüze sevişmelerden sonra         “Senden geçti zaten artık” diyordu ona. Sonra bir gün Aykut kendinden çok genç bir kıza aşık oldu. Onunla birlikteyken günde beş kez sevişiyorlardı. Hatta bir seferinde eve gidip karısıyla da sevişmişti. Genç sevgilisi onun gücüne hayrandı. Aykut bana dedi ki: “Eğer ömür boyu karımla sevişecek olsaydım, bu kızı tanımasaydım, ben de kendi erkekliğim bu kadarmış sanacaktım, ama değilmiş çok şükür.” Şimdilerde bende bunu anlamaya başladım. İnsanın karısıyla olan o tuhaf yakınlığı... Öyle bir yakınlık ki bu, orada şehvete yer yok.

12.  Karizmayı sanırım insanın kendine duyduğu güven oluşturuyor. Ne kadınlar biliyorum, hiç güzel olamayan, ama kendilerine güveni öyle bir yansıyordu ki çevreye, herkes etkileniyor onlardan.

13.  Herkesin üzülecek ve mutsuz olacak bir şeyleri var. Onlarsız olmuyor. İnsanlar sıkıntıyla, kederle, acıyla var oluyorlar. Sanki iyiyi fark edebilmeleri için, onlara mutsuzluk gerekli... Aslında bu kadar sığ ve saflar. Ama öyleler.

14.  Davranışlara bir anlam yükleyemeyenler anlayışsız erkeklerdi.

15.  Pazartesi, Salı, Çarşamba... Bu üç gün nasıl geçti bilmiyorum. Telefonum elime yapışmış gibiydi. Tuvalete giderken bile yanımda taşıyor, Bora’nın aramasını bekliyordum. Neden bu kadar kafama takılmıştı, neden bu adamı düşünüp duruyordum bunun  yanıtını bulamıyordum. Bir dakika bile aklımdan çıkmıyordu. Arayacak mı aramayacak mı? Hayatımın sorusu bu olmuştu adeta. Büyük bir olasılıkla aradığında gayet soğuk konuşacak, buluşma önerisini kabul etmeyecektim, ama yinede çılgınca aramasını istiyordum. Sanki onun araması benim kadınca bir başarım olacaktı. Aramaması da başarısızlığım elbette. Küçük bir sınav sonucu beğenilmemiş kadın sorunsalı yani...

16.  İlk buluşmalar her zaman çok dingin, çok masum karakterlidir. Açıklanacak mantıklı şeyler mutlaka bulunur. İlişki başladıktan sonraysa, masumiyet sona erer ve kaçamak aşıkların mı buluşmaları ilk günkü rahatlığına bir daha hiç kavuşamaz.

17.  “Ağzı, dişleri, elleri” diye geçiriyor içinden, söyleyemiyordu. Güzel sözler söylemek sanki erkeklere mahsustu ve Demet de bu kanunu çiğneyemiyordu.

18.  Demet sabah Bora’yı düşünerek uyandı. Uzun zamandır ilk kez, sabah uyandığında bir erkek yanımdaymış gibi hissediyor, daha gözünü açmadan, onu düşünmeye başlıyordu. Belki de aşk sadece buydu. Saban uyandığında, gözünü açmadan bir kişiyi düşünmek. Belki de aşk bu denli basit bir şeydi işte. Sabah uyandığında onu düşünmek aşktı, sabah kalktığında o aklına gelmiyorsa, aşk bitmiş demekti... Peki o kişi her an yanında uyuyorsa? Nasıl anlayacaktın onu düşünüp düşünmediğini... Yani aşkın bitip bitmediğini? Omuz silkti Demet.

19.  Eve giderken hiç konuşmadılar. Siteye yaklaştıklarında Demet onu içeri çağırmayacağına emindi. Birbirlerinin hayatlarındaki esas kişileri deli gibi kıskanıyorlar, bunu belli etmemeye çalışıyorlardı. Aslında yapacak bir şey yoktu. Evli, nişanlı olmak hiç suç da değildi.

20.  Hiç yalan söylemem. Herkes söylemediğini iddia eder ama, ben gerçekten söylemem. Belki de şanslı bir kadın olduğum için böyleyim. Çünkü çocukluğumdan beri yalan söylemek zorunda bırakılmadım hiç. Hayatım boyunca, yalan söylemem gereken hiçbir şeyle karşılaşmadım. Benim için yalana başvurmayan insanlardan çok, çevresindekileri yalan söylemek zorunda bırakmayan insanlar daha önemlidir. Herhangi bir nedenle güç olan kişi, yanındakileri ürküterek, baskı yaparak yalan söylemeye mecbur ediyorsa, yalanı söyleyen mi hatalıdır, söyleten mi? Ne annem, ne babam, ne Yılmaz beni yalan söylemek zorunda bıraktı, o yüzden onları hayranlıkla anıyorum her zaman, benim yalancı olmayışımın nedeni onlardır. O kadar yalan söylememeye alışmışım ki, doğruları söylemek uğruna zaman zaman kırıcı olduğumu bile fark ediyorum, ama o an düşündüğümü söyleyemezsem şayet, çok kötü bir şey yaptığım duygusuna kapılıyorum. “bu saç rengi sana çok yakışmış” kadar basit bir yalanı söyleyemiyorum. Bunu söylersem o kişiyi aldattığım duygusuna kapılıyor, kendimden hoşlanmıyorum.

21.  Sevgiyle, aşkla, özlemle dolu öpüşmekten dana güzel, daha keyifli daha erotik, daha şefkatli ne olabilir? Nasıl bir şey bunun yerini doldurabilir?.. Demet’in zamanın durmasını istediği yegane andı belki de bu an.

22.  Taraflardan birisi daha çok seviyor ve ne yazık ki daha çok seven kişi daha çok üzülüyor. Ceza gibi. Birisini çok sevmenin cezası... Üzülmek!

23.  Bora Demet’i sımsıkı kucaklamışken, evin içindeki o büyülü havayı soluyor, içinden, “Beni çok önemseyen birisi var, evdeki kadın için ise hiç önemli değilsin” diye geçiyor, öyle coşkulu ki, yüreğinden taşan ilk şeyi söylüyor; “Ne olur biz hiç evlenmeyelim Demet, evlilik ilişkiyi çürütüyor” diyor. Oysa Demet’in bundan sonra ilk yapmak istediği şey evlenmek ve bir çocuk doğurmak.

24.   “Yapacak bir şey yok, onların ki bitti mi, her şey bitiyor. Nasıl bir saniye içinde bambaşka bir erkeğe dönüşebiliyorlar? Neden sevişirken olduklarının yüzde biri kadar tutkulu olmuyorlar normal yaşama döndüklerinde? Neden sürdüremiyorlar o coşkuyu boşaldıktan sonra? Haksızlık bu” diye düşünüyordu Demet. Neyse, Bora en azından seviştikten hemen sonra kalkıp duşa koşmuyordu sanki kirlenmiş gibi.

25.  “Kadınlara hiç durmadan iltifat edeceksin. Onları dünyanın en güzel kadını olduklarına inandıracaksın. Kadınlar ilgi açıdır oğlum. Ne kadar ilgilenirsen, ne kadar verirsen doymazlar. Bir saniye önce gözünü oymak üzere olan kadına şöyle bir bakıp, “ Ne kadar güzelsin” de, hiçbir şey olmamış gibi sokulurlar yanına. Onun için Demet’e kendini hiç unutturma, sürekli ilgilen, iltifat et, hediyeler, çiçekler yolla, sürprizler yap. Kadınlar için karmaşık derler, tam tersine, çok basittir mekanizmaları” dedi amcam.

26.  İnsan aşık olduğunu bilmeli, aşkı içinde yüceltmeli, onu köreltmemeli”

27.  Demet gebe kaldığını annesine söylediğinde alacağı yanıtı kelimesi kelimesine biliyordu: “Bu çağda korunmasını beceremeyen aptal kızlar varmış demek.” Aptallık ettiğini oda biliyordu, bu güne kadar gebe kalmamayı becermişti de, bu kez nasıl olmuştu anlayamıyordu. Ağlamaya başladı. Annesi ona sarıldı, “Üzülme olmuş bir kez, olanı üzülerek, ağlayarak çözemeyiz ki, doğurmak istiyor musun kızım?” dedi. “Nasıl olur ki böyle bir şey anne... Nasıl doğururum bu durumda ben çocuk? Ama bunu bir süre Bora’ya söylemeyip ona acı çektirmek istiyorum” dedi. “İnsan sevdiği erkeğe acı çektirmek ister mi.” Dedi annesi. “ O, hala karısından saklayıp beni herkesten saklayarak nasıl bana acı çektiriyorsa, ben de öyle çektiririm işte, hiç olmazsa birkaç gün” dedi Demet. “Ben, aşkın kurallarını unutmuşum o zaman, dedi annesi de.

28.  Nasıl yaşıyorum gerçekten? “İnsan bir şeyi çok sık yapınca canı istiyor Selin, tıpkı yemek yemek ya da uyumak gibi, ama yapmayınca bu senin doğal yaşamın oluyor, unutuyorsun, istemiyorsun” dedim. “Olamaz bu bir ihtiyaç” dedi. Sonra da “Seks nedir sence Güler Abla?” diye sordu. Seks nedir? Ne tuhaf bir soru bu.

“Doğrusu bu konuda çok deneyimim yok, ama sanıyorum ki, çok beğendiğin ve sevdiğin birisiyle yapınca çok farklı olan bir şey. Yani sevgi olmadan yapınca çok anlık bir zevk ama, bilemiyorum seviştikten sonra dokunmak istemediğin, yataktan kalkıp hemen giyindiğin birisiyle yaptığın seks ne kadar başarılı olursa olsun sadece o süreyi kapsıyor, ama öteki çok uzun sürüyor, ertesi gün bile onu yanında hissedebiliyor kokusunu duyabiliyorsun, doyuma ulaşmasan da bir doyum o, tam anlatamıyorum ama” dedim.

“Ben de bilmiyorum seksi seks için yapmak nasıl bir şey. Yani insanın canı çok istediğinde, eğer yanında sevdiği bir erkek yoksa yalnızca hoşlandığı için yapamaz mı? Kötü bir şey mi bu?” dedi Selin. “Kötü bir şey olduğu sanmıyorum” dedim. Sevişmenin nesi kötü olabilir? O kadar doğal bir şey ki... İster aşık ol, ister olma, sevişiyorsun, zevk alıyorsun, bu nasıl ayıp ya da kötü olabilir? Ama bunu ayıplar listesine sokmuş birileri, özellikle kadınlara” dedim.

“Yatakta iyi olmak nasıldır peki?” dedi sonra. “Ne bileyim ben” dedim. “Sanırım en iyisi, doğal olmak, hiçbir şeyden utanmamak, istediğiniz ne varsa çekinmeden yapmak, sevişirken gülmek, konuşmak, dalga geçmek, böyle bir şeydir iyi seks” dedim. “İyi erkek de aynen böyle olmalı değil mi?” dedi Selin. “Tabi erkeğin çok doğal olması biraz tehlikeli” dedim gülerek. “En azından kendi boşalma süresini bilmeli ve bir şekilde kadını düşünmeli öyle değil mi?”

29.  Kutsal aile yoktur, sevgi ve saygı temellerine oturmuş aile ya da sevgisizliğin başladığı çekilmez aile vardır. Ve çekilmez olduğundaysa, çocukların hatırı için bile olsa, insanlar bu işkenceye katlanmak zorunda değildir. Dünyaya bir kez geliniyor. İstemediğin bir insanla aynı yatağa girmekten daha acıklı ne olabilir?

30.  Üçünüz de çok sıradan insanlarsınız. Benim söylediklerimi anlamanızı beklemiyorum. Ben senin karının yerinde olsan çokta kıçına tekmeyi vurmuş, kendine yeni bir sevgili bulmuştum bile. Bütün sorun çocuksa istediğin zaman gider çocuğunu görürsün olur biter. Zaten babalar ne kadar görüyorlar ki çocuklarını? Ben Demet’in yerinde olsam eğer sana aşıksam gerçekten, ayrılıp ayrılmadığını düşünmeden yaşardım doyasıya, yok bayramda, yılbaşında karınla olacakmışsın, o evde seni bekleyecekmiş... Ne istiyorsam yaparım... Gezerdim, tozardım, sevişirdim doyasıya. Sensiz olduğum zamanlarda da istediğim gibi yaşardım özgürce... Adamın kıskançlıklarını filan kafama takmazdım. Kıskançlık yapmaya hakkın yok ki zaten. Senin yerinde olsam, eğer aşksa bu gerçekten, çıkar doyasıya yaşardım onu. Hiç geleceğimi düşünmeden. Biterse ne yaparım diye planlar yapmadan... Ama siz sıradan insanlarsınız. Toplumun dayatmalarına boyun eğmiş, ağlayıp zırlıyor, hastalanıyorsunuz. Gidin o zaman toplum kuralları ve gelenekleri ne emrediyorsa onu yapın. Ondan sonar da ağlayıp zırlamayın...”       

 

 
  Bugün 978041 ziyaretçi buradaydı! Siteme Hoş Geldiniz Adil Durusu

ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 
 
Siteme Hoş Geldiniz Adil Durusu SAĞLIK VE HUZUR DOLU NİCE GÜNLERE......
Kapadokya Eğlence Merkezi Başvuru Kaynakları Başvuru Kaynakları Submit Your Site To The Web's Top 50 Search Engines for Free! ÜRGÜP Esbelli Mahallesi Butik otelleri  Create FREE graphics at FlamingText.com

Image by FlamingText.com Check  Out My Rank On PRTracking.com!