BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA ÜRETKENDİR, PAYLAŞILMAYAN BİLGİ BATAKLIKTAKİ HAZİNE GİBİDİR.
Siteme Hoş Geldiniz Adil DURUSU
   
  SİTEME HOŞ GELDİNİZ Adil DURUSU
  İç Özgürlük - KRİŞNAMURTİ
 

KİTABIN ADI                   :    İÇ ÖZGÜRLÜK 

KİTABIN YAZARI  :   KRİŞNAMURTİ

 

1.      Korkunun olduğu yerde de akıl çalışmıyor. Daha siz henüz gençken korkunun yerine özgürlüğün olduğu bir ortamda yetişmenin yolunu aramalısınız.

2.      Siz sahip olma, üstün olma tutkusunda kendi güveninizin peşinde koşmaktan vazgeçmedikçe yeni bir dünya yaratmanın yolunu bulamazsınız.

3.      Her zaman gerçek anlamdaki bir devrim, doğru olanı gören ve doğru olduğunu bildiği şeylere göre yaşamlarını düzenleyen bir azınlık tarafından gerçekleşmiştir. Doğruyu bulmak için de geleneklerin bağlarından kurtulup özgürleşmeye gerek vardır. Bunu korkuyu yenmeden yapamazsınız.

4.      Zeka siz kendinizi anladığınız zaman ortaya çıkar. Ve siz kendinizi ancak dünyadaki öteki insanlarla, şeylerle ve düşüncelerle karşılaştırarak anlayabilirsiniz. Öğrenme çabayla elde edilebilir ama zeka hayır. Başkaldırmayla ortaya çıkar, yani korku olmayınca, yani sevgi olduğu zaman ortaya çıkar. Zaten korkunun olmadığı yerde sevgi vardır.

5.      Her türlü ruhsal bağımlılığa karşı çıkıp, kendimizi bu bağımlılıklardan kurtaramadıkça da özgür olamayız. Çünkü özgürlük ancak ruhsal bağımlılıklardan kurtulduğumuz zaman vardır. Özgürlüğü bir tepki saymak da yanlış olur.

6.      Bağımlılık bir tepkidir, bağımsızlık daha başka bir türlü, daha ileri bir tepkidir. Ama özgürlük bir tepki değildir. Tepkinin ne olduğunu anlayıp onu aşamadıkça özgür olamazsınız.

7.      Eğer siz, “Beni severseniz ben de sizi severim.” diyorsanız bunun adına ticaret derler, alış veriş derler. O zaman sevgi pazarda alınıp satılacak bir şey olur, buna sevgi denmez. Sevmek bir karşılık beklememektir. Sevdiğiniz zaman bir şey verdiğinizi bile düşünmemelisiniz. Ancak böyle bir sevgi özgürlükle uzlaşabilir. Ama biliyorsunuz siz bu tür bir sevgi için eğitilmediniz.

8.      Bir ağaç dikip onu yetiştirmek, ırmağın akan sularını seyretmek, dünyanın güzelliğinin keyfine varmak, uçan bir kuşu izlemek ve uçuşunun güzelliğini farketmek, yaşam adı verilen bu olağanüstü olaylar zincirine duyarlı olmak, bütün bunlar özgür olmayı gerektiriyor.

9.      Kötü bir araç hiçbir zaman iyi bir amaca hizmet edemez. Eğer kullanılan araç kötüyse bu araçla elde edilecek sonuç da kaçınılmaz olarak kötü olacaktır.

10.   Son derece basit olarak düşünün. Toplumun benimle sizin ve başka insanların arasındaki ilişkilerden başka bir şey olmadığını göreceksiniz. İnsanlar arası ilişkiler toplumu yapıyor. Ve bizim yaşadığımız toplum kazanmak, elde etmek, elde ettiklerini korumak ilkesi üzerine kurulmuş.

11.   Ama bir kimse çıkar da bu saydığımız şeylerden hiç birini istemezse ve büyük bir alçakgönüllülükle olduğundan daha fazla bir şey olmamayı içine sindirirse o zaman bu oyunun dışında kalır, topluma başkaldırır ve toplumla olan bağlarını koparır.

12.   Size verilen eğitim işte böyle bir topluma uyum sağlamanız içindir. Eğer bunun adına eğitim diyebilirseniz? Böyle bir eğitimin amacı yalnızca sizi bir modele uymanız için koşullamaktan başka nedir ki? Eğitimin işlevi sizi bir memur, bir yargıç ya da bir başbakan yapmak olmamalı, eğitim sizin bu kokuşmuş toplumun tüm yapısını anlamanıza ve sizin özgürlük içinde gelişmenize ve sonuçta bağımsızlığını kazanıp farklı bir toplum, yeni bir dünya yaratmanıza yardımcı olmalı. Ancak öyle yarım yamalak değil, tam olarak başkaldıranlar eskiye isyan ederler, para canlısı, mal mülk düşkünü olmayan, çıkar, mevki ve güç peşinde koşmayan bir toplum yaratabilirler.

13.    Hep yaşını başını almış kimselerin “Bu böyle gelmiş, böyle gider, bütün bu olanlar insan doğasının gereğidir. Sizin bu söylediğiniz şeyler hiçbir zaman gerçekleşemeyecek saçma sapan hayallerdir” dediklerini biliyorum. Ama böyle söyleyenlerin gözlerinden kaçan bir şey var: Bugüne dek hep çocukları koşullandırmayı düşünmüşüz, hiç yetişkin insanları koşullanmaların etkisinden kurtarmayı düşünmemişiz. Kuşkusuz eğitim hem engelliyici, hem de özgürleştiricidir.

14.   Eğer siz güçlü olmak istiyorsanız, ben de güçlü olmak istiyorsam kavga ediyoruz. İşte uluslar da bunlar için savaşıyorlar. Bu kadar basit... Konuyu karmaşık duruma getirenler filozoflar, politikacılar ve din adamlarıdır. Sizin de bildiğiniz gibi çok şey bilmek, çok deneyimlerden geçmiş olmak, yaşamın zenginliğini, zorlu yanlarını , getirdiği ıstırapları kahkahaları, göz yaşlarını tanımış olmak büyük bir sanattır. Ama bildikleriniz kafanızı karıştırmamalı her şeyi basite indirgeyerek anlayacak biçimde zihninizi eğitmelisiniz. Bunu da sevmeyi öğrendiğiniz zaman yapabilirsiniz.

15.   Ama size verilen tüm eğitim sizi olduğunuzdan farklı bir kimse olmayı istemeye itiyor. Kıskandığınız zaman da size “Kıskanç olma! Kıskançlık çok kötü bir şeydir.” diyorlar. Sizde kıskanç olmamaya çabalıyorsunuz. Ama bu kıskanç olmama çabası da kıskançlığın bir parçası. Çünkü kıskanç olmamaya çalışarak, olduğunuzdan farklı bir kimse olmamaya çalışarak, olduğunuzdan farklı bir kimse olmaya çalışmış oluyorsunuz. Hep bildiğiniz gibi güzel bir gül güzel bir güldür. Ama biz insanlara düşünme yeteneği verilmiş ve bu yüzden biz yanlış şeyler düşünüyoruz. Nasıl düşüneceğimizi, işin derinine nasıl gireceğimizi, özü nasıl kavrayacağımızı öğretmiyorlar. Yalnız öğrenci değil öğretmen de nasıl düşünüleceğini öğrendiğini zaman okul, okul adına layık olacaktır.

16.   Beni dinlemenizin amacı sizin düşüncülerinize uyan sözler işitmek, böylece kendi düşüncelerinizin doğruluğuna olan inancınızı pekiştirmek mi? Yoksa gerçekten bir şeyler öğrenmek, yeni düşüncelerle tanışmak için mi dinliyorsunuz? İkisi arasındaki farkı görüyor musunuz? Öğrenmek, bir şeyler keşfetmek, yeni bir şeyler bulmak, bir şeyler anlamak için dinlemenin yalnızca kendi düşüncelerine uyan sözler duymak için dinlemekten önemli bir farkı vardır.

17.   Gerçek eğitim, nasıl düşünüleceğini öğrenmektir. Eğer siz düşünmeyi biliyorsanız, sizde düşünme yeteneği varsa siz özgür bir insansınız; kendinizi dogmalardan, kör inançlardan, dinsel törenlerin etkisinden kurtardınız demektir. O zaman din’in ne olduğunu bulabileceksiniz. 

Hiç kuşku yok, dinsel törenler din değildir. Çünkü siz bir dinsel tören yaparken size verilmiş bir kalıbı tekrar ediyorsunuz. Bu dinsel törenlerden özel bir haz almış olmamız mümkündür. Başkaları da sigara ya da içki içmekten zevk alabilirler. Ama din, bu mudur? Töreni yaparken nedenini hiç bilmediğiniz şeyler yapıyorsunuz. Babanız da, dedeniz de öyle yaptığı için siz de bunları yapıyorsunuz. Eğer onlar gibi yapmazsınız azar işiteceksiniz. Bunun din olduğunu söyleyebilir misiniz?     

18.   İşte dinsel törenlerin din olmağını, tapınağa gitmenin din olmadığını ve inançların da din olmadığını görüyorsunuz. İnançlar insanları bölerler. Hıristiyanların inançları var, bu inançları yüzünden hem kendi içlerinde, hem de başka inançları olanlardan bölünmüştür. Hindu’lar oldum olası düşmanlıklarla kaynıyorlar, çünkü kendilerini “bunlar brahman, bunlar değil, bunlar bu, bunlar şu” diye bölmüşler. Öyleyse inanç düşmanlığa, bölünmeye, yıkıcılığa yol açıyor. Böyle bir şey kesinlikle din olamaz.

19.   Şöyle içten gülmek, herşeyden tat almak, yaşama sevincini tatmak, güler yüzle hiçbir korku duymadan başkalarının yüzüne gözlerinizi kaçırmadan bakabilmek... İşte gönlü şen olmak budur.  Kimse gerçek kimliğinin açığa çıkmasını istemez.

20.   Tek endişemiz kendimizi güvenli bir durumda tutabilmek, kazancımızı ve saygınlığımızı güven altına almak ve böylece kendimizi üzüntülerden, sıkıntılardan korumak. Ev yaşamında ya da okul yaşamında da bu öyle. Öğretmenler de tedirgin olmak istemiyorlar, onun için alışagelmiş eğitim sistemlerinden vazgeçemiyorlar. Çünkü insan bir kez hoşnutsuzluk hissederse soru sormaya, araştırma yapmaya başlar, bunun sonucunda da huzursuz ve tedirgin olur. Ama ancak insan gerçek bir hoşnutsuzluk duyunca hoşnutsuzluğu ortadan kaldırabilmek için bir girişimde bulunabilir.                                      

  Yaratıcılık derin bir hoşnutsuzluktan kaynaklanan girişkenlikle ortaya çıkar.             

  Ama yaşınız ilerledikçe bu düşünme, araştırma, bir şeyler bulma tutumunu sürdürmeniz güçleşecek. Bakıp gözetmek zorunda olduğunuz çocuklarınız olacak, göz önünde bulundurmanız gereken konular olacak. Yaptığınız işin sizi zorladığı hoşnutsuzluk ateşi olmadan yaratıcılığın kaynağı olan girişkenliğe sahip olamazsınız deyince daha geniş bir yatak odası, daha geniş bir ev değil, zihninize  daha geniş düşünme olanağı veren bir eğitim. Öylesine bir genişlik ki hiçbir inanç, hiçbir korku onu sınırlamasın.

Eğer benim söylediklerim, sizin işitmek istedikleriniz şeyler değilse bir kulağınızdan girer ötekinden çıkar. Kuşkusuz bir direğe kösteklemiş bir maymun gibi inançla kösteklenmemiş olduğu zaman, düşüncenizden bir sonuç beklemediğiniz zaman, kafanıza takılı bir önyargı olmadığı zaman daha berrak düşünebilirsiniz.   

Kafanız şöyle ya da böyle bir güvencenin peşinde değilse, yani korkuları yenmişseniz, hiçbir şeyden korkmuyorsanız ancak o zaman berrak düşünebilirsiniz. Eğer kendinizde gördüklerinizi kınamadan, başkalarıyla kendinizi ölçmeden, daha yakışıklı ya da güzel, daha erdemli olmayı istemeden kendinize bakabilirseniz, ne olduğunuzu ne olmadığınızı görüp bununla yetinebilirseniz, o zaman çok ama çok uzaklara gidebileceğinizi anlayacaksınız.    

21.   Uygarlıklar çok sayıda insanların ortak isteklerinin ürünüdür. Hangi uygarlığı alırsanız alınız hepsi için durum aynıdır. Bu konuda ortak istek ölen çürüyüp yok olan bedenle herşeyin bitmemesidir. Ölümsüz olan, yok edilemez çok daha büyük olan bir şeyin varolması isteğidir. Bu istekten de ruh kavramı gelişmiştir.

       Çünkü kendi içinizde bomboşsunuz, bir hiçsiniz, içinizde hiçbir zenginlik yok, hiç, ama hiç bir şey yok içinizde, bunun için dış dünyada kendinizi tanıtmak ünlü olmak istiyorsunuz.Bunları tanınmak için değil de sırf sevdiğiniz için yapıyorsanız o zaman kimseyle yarışma gereğini duymayacaksınız. Önemli olan yaptığınız işi sevmek. İşte eğitimin amacı büyüdüğünüz zaman bütün varlığınızla dört elle sarılarak, yürekten severek yapacağınız bir iş bulmakta size yardımcı olmak olmalı, öyle değil mi?

22. Siz öğrenebildiğiz  sürece bir öğretmene gerek yoktur. Siz eğer gerçek bir öğrenciyseniz  size öğretmenlik yapacak özel bir kimseye ihtiyacınız yoktur. Ama kendi kendinize öğrenmeye  başladığınız zaman böyle bir bilgi edinme yoluna bir sınır çizemezsiniz. Çünkü kendi kendinize öğrenmeye başlamak için daha önce dinlenmesini öğrenmelisiniz, nasıl gözlemlemeniz gerektiğini öğrenmelisiniz. Bu dünya bizimdir. Dünya yalnız komünistlerin, sosyalistlerin ya da kapitalistlerin dünyası değildir, bu dünya sizin ve bizim  dünyamızdır.

23  .Hiçbir şey, hiçbir derinlik yok içimizde. Oysa bir düşünceye, bir kurama göre değil de içtenlikle, yaratıcı bir biçimde bir eylem yapabilmeniz için bu iç derinliğe gereksinimiz var. Çok zeki bir insan olarak kalmayı sürdürebilirsiniz, son derece geniş  ansiklopedik bir kültürünüz olabilir, ama derin ve şiddetli duyguların, coşkuların canlılığı yoksa, sizin anlayışınız hiç kokusu olmayan bir çiçeğe benzer.

       Bunu da biz, dipdiri, son derece dikkatli ve uyanık, herşeyi gözlemleyen, herşeye ilgi duyan bir insan olabildiğiniz zaman yapabiliriz. İşte o zaman gerçekten mutlu olmanın ne demek olduğunu keşfederiz.

24. Teknik bilgisi olan kimselerin yaratıcı kimseler olmadığını biliyorsunuz ve giderek dünyada teknisyenler yani ne yapılacağını, nasıl yapılacağını bilen insanlar çoğalıyor. Ama bunlar yaratıcı değiller. Gerçekten çocuklarını sevselerdi o zaman ne olacaktı biliyor musunuz? Eğer ananız babanız sizi gerçekten sevseydi  sizin hiçbir şeyden korkmayan sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetişmeniz için ellerinden geleni yapacaklardı.

       Dünyada savaş olmaması, yoksulluk olmaması-,bu toplumun sizi ya da sizin çevrenizde olan hiç kimseyi, ister köylü, ister kentli olsun ya da ister başka canlı yaratıklar olsun, hiçbir varlığı harcamaması, yok etmemesi için ellerinden geleni yapacaklardı.  Çünkü bunlar insanları bölmek için yapılmıştır. Ama siz kendiniz araştırmaya, soruşturmaya, incelemeye başlarsanız, kendi kendinize öğrenmeye, anlamaya çalışırsanız o zaman disiplinin bir gereği kalır mı?    Disiplin, bütün özgür girişimcilik ruhunu yok etmiştir. Size bir birey olmak hakkını tanımaz, siz toplumsal bir makinenin bir vidası olmalısınız ve bu da sizi mutlu etmeli, böyle olmakla yetinmelisiniz. Bu duruma karşı çıkmamalı, baş kaldırmamalı, böyle olduğu için öfkelenmemelisiniz.

25.   Toplum durmadan gençlerin düşüncelerini denetlemeye, yoğurmaya, biçimlemeye çalışıyor. Doğduğunuz ve etki altında bırakılabildiğiniz andan başlayarak ananız babanız size ne yapmanızın, ne yapmamanızın, neye inanmamanızın gerektiğini, Tanrının olduğunu, ya da Tanrının olmadığını, buna karşın, devletin olduğunu ve bilmem hangi diktatörün de onun peygamberi olduğunu söylüyorlar. Daha küçücük yaşınızdan başlayarak bütün bunlarla kafanız dolduruyor. Siz küçükken, kolayca etki altında kalabildiğiniz bir yaşta, herşeyi merak ettiğiniz, herşeyi öğrenmek istediğiniz yıllarda kafanız bohçalanıp, koşullandırılıp, biçimlendiriliyor. Böylelikle topluma karşı çıkmayan ve toplumun gösterdiği modele uygun bir insan olmanız sağlanıyor.

       Bu yolla toplumsal modele uygun düşünme alışkanlığını ediniyorsunuz. Eğer başkaldırırsanız, isyan etseniz bile bunu da toplumsal modelin içinde kalarak yapıyorsunuz. Bunu, daha iyi yemek, daha iyi koşullar için ceza evindeki hükümlülerin isyan etmesine benzetebiliriz, isyan etmesine benzetebiliriz, isyanlarının nedeni ceza evindeki durumlarını düzeltmekten öte bir şey değildir.

İşte bunun için doğru dürüst bir eğitim görmemiz çok önemlidir. Eğitilmeliyiz ki geleneğin dar kalıpları içinde boğulup kalmayalım, herhangi bir ırk, aile grubu, ya da kültürün bizim için çizdiği ve başından sonu belli olan bir yazgıyı kabullenmek zorunda kalmayalım. Bütün bu olguyu iyice anlayan kimse kendini yazgının ağzından kurtarabilir ve kendi yolunu kendi çizer. Eğer eylemleriyle yanlıştan doğruya gitmeyi amaçlarsa o zaman çizdiği yol en dolaysız biçimde gerçeğin ta kendisi olur.   Uyum zihnin yaratıcılığını yok eder.

26.   Bizi doğru olanı yapmaya yönelten şey sevgidir. Dünyaya uyum ve düzen getiren şey sevgidir. Bırakın sevgi ne isterse onu yapsın. Çünkü özgür ve mutlu olmanın tek yolu sevmektir. Ancak sevgi dolu, canlı, mutlu insanlar yeni bir dünya yaratabilirler. Bunu politikacılardan, düzeltimcilerden ya da birkaç hayalci idealistten beklemeyin.

27.   Çünkü yaptığımız işi gerçek bir sevgiyle sevmiyoruz. Eğer şarkı söylemeyi, resim yapmayı, şiir yazmayı gerçekten sevseydiniz bu konuda ün yapmış olup olmamanıza aldırmayacaktınız. Bize verilen eğitim kötü bir eğitimdir. Çünkü bize yaptığımız işi sevmekten çok başarılı olmayı, başarı kazanmayı sevdirmektedir. Bize verilen eğitim alınan sonucu yapılan işten daha üstün tutmaya yönlendirir bizi.                                                                                                   

                                                                                                                                                                                                                                                                                                  

                     

 
  Bugün 978042 ziyaretçi buradaydı! Siteme Hoş Geldiniz Adil Durusu

ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 
 
Siteme Hoş Geldiniz Adil Durusu SAĞLIK VE HUZUR DOLU NİCE GÜNLERE......
Kapadokya Eğlence Merkezi Başvuru Kaynakları Başvuru Kaynakları Submit Your Site To The Web's Top 50 Search Engines for Free! ÜRGÜP Esbelli Mahallesi Butik otelleri  Create FREE graphics at FlamingText.com

Image by FlamingText.com Check  Out My Rank On PRTracking.com!